22 Mart 2014 Cumartesi

Kara Kutu-Bölüm 16 ( Final )



Acı hissetmiyorum…Yoksa öldüm mü?

"Bir hafta sonra seni ziyarete geliyoruz!"

Annemler mi geliyor?!Hem de dedemle birlikte?!

Harika değil mi Ada?!Onları Kwang Ho'nun evinde ağırlarsın artık!Beraber yaşadığım erkek arkadaşım diye de tanıştırmayı unutma!

Lanet olsun!Ne yapacağım şimdi ben?! 

Bunları şimdi düşünmen sence de ç…

"Ada, Ada…Beni duyuyor musun, orada mısın ?" dedi annem endişeli bir sesle

Kendimi hemen toparlayıp “Evet anne, duyuyorum!Sabırsızlıkla sizin gelmenizi bekliyor olacağım ama şimdi telefonu kapatmam lazım sınava az süre kaldı”dedim hızlıca…


Yalan söylemek konusunda harikasın!

***

“Bir sorun mu var ?” dedi Kwang Ho, asılmış suratıma Bong Cha’yla birlikte endişeyle bakarken

“Bir hafta sonra annemler geliyormuş!”dedim  endişeli gözlerle Kwang Ho’ya bakarak

Söylediklerimin etkisiyle Kwang Ho’nun,  yüzünü büyük bir şaşkınlık kapladı, tam ağzını açıp konuşmaya hazırlanırken Bong Cha’nın yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi ve birden:

“Bu harika bir şey değil mi?!Her zaman aileni merak etmiştim!Sonunda onları görebileceğim” dedi heyecanla kollarımdan tutarak gözlerimin içine bakıp kendinden geçerken

Tepkisi karşılığında cevap alamayınca suratını asıp “Peki siz neden heyecanlı değilsiniz?Neden Ada’nın yüzü böyle bembeyaz?” dedi dudaklarını büzerek

“Kwang Ho ile aynı evde kalıyorum” dedim suratımı asıp Bong Cha’ya bakarken..

Bong Cha, cevabım karşısında hiçbir şey anlamış bir şekilde boş boş gözlerimin içine bakıyordu.Kendimi tutamayıp:

“Yani ailem geldiğinde Kwang Ho ile aynı evde kaldığımızı öğrenecek!”dedim sesimi yükselterek

Bong Cha’nın suratı verdiğim tepki üzerine asıldı

“Peki şimdi ne yapacaksın?”dedi , dudağını büzerek

“Bilmiyorum, bir apart ayarlamam gerekiyor en kısa zamanda…”dedim derin bir iç çekerek

“İmkansız, bu sınav zamanında bütün apartlar doludur!”dedi Bong Cha gözlerini kocaman açarak

“Bong Cha haklı…Ailen gidene kadar ben Menajer Ho ile…”
Kwang Ho’nun konuşması aniden beliren Young Nam’ın sözleriyle kesildi.

“Benim evimde kalabilirsin Ada” dedi bana bakıp gülümseyerek

“Aklından bile geçirme!” dedi Kwang Ho cevap vermemi beklemeden

“Ada, benim evimde kalsın.Ben ailemin yanında kalacağım.Kıza sorun çıkartmaktan vazgeç!”dedi Young Nam ters ters Kwang Ho’ya bakarak

Kwang Ho dişlerini sıkıp “Olm..”derken Bong Cha araya girdi

“Young Nam’ın fikri harika!Böyle bir zamanda başka yer de bulamayız sen ne düşünüyorsun Ada, altı üstü bir haftan var!”dedi endişeli gözlerle bana bakarak

Başka kurtuluşun yok, hala neyi düşünüyorsun Ada?!

Ama Kwang Ho…

Aptal mısın?!Ailen gelince seni orada görürlerse sonun hiç de iyi olmaz!

Yüzümü çevirip dikkatlice Kwang Ho’nun yüzüne baktım.Sinirlice hala dişlerini sıkıyor, ters ters Young Nam’a bakıyordu.Benim bakışlarımı fark edince kendini hafifçe toparladı.

“Karar senin…”dedi Kwang Ho ciddi bir ifadeyle

Hala neyi düşünüyorsun?!

Ama...

Aptal mısın Ada?!Okuldan yaka paça alınmak mı istiyorsun?!O zaman Kwang Ho ile bir daha görüşebileceğini mi sanıyorsun?!

Haklısın...

“Başka bir şansım yok, kabul ediyorum”dedim hafifçe Young Nam’a gülümseyerek

Young Nam,  zafer kazanmış bir gülümsemeyle Kwang Ho’ya baktı.Kwang Ho ise sağ elini yumruk haline getirmiş dişlerini sıkmaya devam ediyordu.Elimi uzatıp Kwang Ho’nun kolunu tutacakken kendini geri çekti.

“Sınava gitmem lazım, geç kalıyorum!”dedi yüzüme bakmadan ve çekip gitti

Kwang Ho’nun ardında öylece kalakalmıştım.Canımın acıdığını hissediyordum, sanki tamamen beni terk etmiş gibiydi…

Bong Cha sinirlenerek konuşmaya atıldı.

“Aishh!Bu Kwang Ho’nun tam olarak derdi ne?Böyle bir durumda nasıl böyle bir tepki verebilir?!” dedi sinirlice, hemen ardından bana dönüp “Sence de bu tepkisi gereğinden fazla değil miydi Ada?”dedi onaylamamı bekleyen gözlerle yüzüme bakarken…

 Konuşmama fırsat vermeden Young Nam atıldı konuşmaya:

“Sanırım bizi kıskandı, akşama hiçbir öfkesi kalmaz ergenliğini atlatamamış idolün” dedi ters ters Kwang Ho’nun ardından bakarken…

Umarım…

***



Sınav çıkışı…

“Aissh!Sorular gerçekten zordu!”dedi Bong Cha , bana bakıp umutsuzca dudağını büzerken

“Çalışmadığın için olabilir mi?Şimdiye kadar sorulan en kolay sorulardı!” dedim gözlerimi kısıp ters ters Bong Cha’ya bakarken

“Biliyorsuun… Dae Ho ile çok yeniyiz…Birbirimize zaman ayırmalıyız”dedi Bong Cha yüzünde aptal bir gülümsemeyle yanakları kızararak

“Ama şimdi sı…”

“Bong Cha!”

Dae Ho’nun gelmesiyle cümlem her zamanki gibi yarıda kalmıştı.Yine yüzünde o aptal gülümsemesi vardı.

"Sınavlarınız nasıl geçti?"dedi Dae Ho, kocaman sırıtmayla 



Bong Cha, dudaklarını büzerek şımarıkça bir hareketle:

"Sorular gerçekten çok zordu!Seni düşünmekten hiçbir soruyu algılayamadım"dedi gözlerini süzerek

Çalışmadım desene ona...

Yoksa kıskanıyor musun Ada?!

Saçmalayı keser mi...
"Senin nasıldı Ada?" diye sordu birden Dae Ho, yüzündeki aptal gülümsemesiyle...

Hemen kendimi toparlayıp hafifçe gülümsedim

"Fena değildi, seninki nasıldı?"

Dae Ho hafifçe gülümseyerek 

"Beklediğimden daha iyiydi" dedi

Bong Cha gözlerini kısıp ters ters ona bakarak:

"Yoksa sen ..."

Bong Cha ile  Dae Ho çocukça bir tartışmaya girmişlerdi.Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin çoktan sınavdan çıkmalarına rağmen Kwang Ho ortalarda görünmüyordu.

Sanırım beni beklemeden gitmiş.Neden bu kadar kızdı ki?

Bu tavrını ben de abartılı buluyorum Ada!

Acaba...

"Ne yapıyorsunuz burada?"


Birden ortaya çıkan Young Nam'ın sesiyle irkildim.

Young Nam, gelmesiyle Bong Cha ve Dae Ho'nun tartışması son buldu.Bong Cha, yüzüne kocaman bir sırıtma takınıp:

"Young Nam geldiğin iyi oldu!Dae Ho ile tanıştırmamıştım değil mi seni?!" diyerek Dae Ho'yu kolundan çekip yanına çekti

Dae Ho'nun yüzündeki gülümseme aniden şekilde yok olmuştu.Daha ciddi duruyordu şimdi.Tuhaf bir şekilde Young Nam'ın gözlerine bakıyordu.Durumu hepimiz gibi garipseyen Bong Cha mahçup bir ifadeyle sessizce:

"Neyin var senin?"diye sordu hala Dae Ho'nun kolundan tutarken...

Dae Ho ise, kolunu aniden Bong Cha'dan çekip hiçbir şey demeden yanımızdan ayrıldı.Hepimiz olduğumuz yerde kalakaldık.Bong Cha, gözleri dolarak mahçup bir ifadeyle Young Nam'a dönüp:

"Sanırım kıskandı...Aslında böyle biri değildir...Young Nam öz..."

Young Nam, hızlıca Bong Cha'nın sözünü kesip:

"Önemli değil, peşinden git durma.." dedi hızlıca...


Bong Cha, hızlı hareket ederek Dae Ho'nun peşinden gitti. 

"Sence de tuhaf bir çocuk değil mi?" dedim  ciddi bir şekilde Dae Ho'nun gittiği yöne bakan Young Nam'a  dönerek

"Fazlasıyla tuhaf!Sanki bir yerlerden hatırlıyorum gibi" dedi gözlerini yoldan ayırmadan...

"Ben de garip bir şekilde öyle düşünüyordum..." dedim ciddi bir şekilde Young Nam'a bakarak

Sana demiştim onu bir yerlerden tanıyorum diye!

Young Nam derin bir iç çekip:

"Seul çok da büyük sayılmaz Ada, illa ki bir yerlerde görmüşüzdür birbirimizi...Sanırım Kwang Ho, ortalarda yok eve birlikte yürümeye ne dersin?" dedi hafifçe gülümseyerek

Doğru... Kwang Ho beni beklemedi...

Her zaman her şey senin istediğin gibi olacak değil ya Ada!Büyü artık biraz...

"Tabi yürüyelim!"dedim hafifçe gülümseyerek

***

Oturduğumuz dairenin bulunduğu kata geldiğimizde vedalaşmak üzereyken Young Nam: 

"Ada sana yarınki sınavın notlarını vermedim daha değil mi?" dedi ani bir soruyla

"Aaa...evet tam olarak notları düzeltmediğini söylemiştin.Bitirdin mi yoksa?" dedim hafifçe gülümseyerk

"Evet, gel bir dakika notları vereyim" dedi gülümseyerek

"Ama..."

"Sana bir şey yapacağımdan mı korkuyorsun yoksa?" dedi Young Nam ciddileşmiş bir şekilde yüzüme bakarak


"Saçmalama!Ama...Neyse sadece bir dakika" dedim gülümseyerek

***

Ders notunu aldıktan sonra Young Nam ile vedalaşıp Kwang Ho ile yaşadığımız daireye geçtim.Evde her şey sabah bıraktığımız gibiydi.

Hiç eve gelmemiş...Nereye gitti acaba?

Sanırım hala sabahki tavrını koruyor, Young Nam'ın söylediği gibi ergenliğini atlatamamış idol...

Sen birden Young Namcı mı kesildin?

Mantıklı olanın yanındayım ben Ada...En başından beri!

Mantıksız olduğumu nere...

Zil sesi...

Sanırım Kwang Ho geldi...

Kwang Ho olsa neden zile bassın Ada!?

Hızlıca hareket ederek kapıyı açtım.Ortalıkta görünen hiç kimse yoktu.Zile basan her kimse hızlıca kaçıp gitmişti.Asansör hala bulunduğumuz kattaydı, sanırım kaçmak için merdivenleri kullanmıştı.Etrafa bir süre bakındıktan sonra kapıyı kapatırken yerdeki büyük zarfı fark ettim.

Bu da ne?

Uzanıp yerdeki zarfı alıp kapıyı kapattım.Zarfın üzerinde sadece “Ada’ya…” yazılıydı.Şaşkınlık içinde yavaşça zarfın kenarını yırttım.İçinden sadece iki fotoğraf çıktı.Donup kaldım.

Fotoğrafın tarihi bu günü gösteriyordu “9.02.2014”
Kwang Ho ile Jin Ae bir kafede otururken resimleri çekilmişti.Resmin gizlice çekildiği her halinden belliydi.Fotoğrafın birinde Kwang Ho’nun suratı asık ve Jin Ae’nin eli Kwang Ho’nun elinin üstündeydi.

Belki de teselli ediyordur…

Saçmalama Ada!

Hiç nefes almadan bir sonraki fotoğrafa baktım.Bu sefer Kwang Ho ile Jin Ae birlikte yolda yürüyorlardı.Kwang Ho’nun ceketi Jin Ae’nin üzerinde…

Böyle sence de bir çifte benzemiyorlar mı Ada?

Üşüdüğü iç…

Bahane bulmaktan vazgeç artık!Seni sınavdan sonra beklemedi ve onunla vakit geçirdi!

Bana kızdığı için mi?

Kızdı ya da kızmadı!Önemli olan bu değil!Önemli olan bu yaptığı hareket!

Peki resimleri kim göndermiş ve neden göndermiş olabilir?

Kim olduğunun önemi yok Ada!Sonuç apaçık ortada! Şimdi bu aptal bahanelerinden vazgeç ve sınavına çalış!

İçimden sürekli “Bu resimlerin bir açıklaması olmalı…” diye düşünüyordum.Tam olarak kendime mi yoksa Kwang Ho’ya mı güvendiğimi bilmiyordum.

Ya resimdekiler gerçekse?

Hiçbir şey düşünmemeye çalışarak, kendimi ders çalışmaya zorladım.Bir şeyi yok saymak için en iyi yöntem başka bir şeyle ilgilenmekti benim için…

***

Aradan saatler geçmesine rağmen Kwang Ho ortalarda yoktu.Aramamıştı da…Artık yaşanan en küçük şey bile beni korkutuyordu.Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak gibiydi…

Ders notlarını bir kenara koyup, koltuktaki kumandaya uzandım ve televizyonu açtım.Televizyon kanalların her birinde pembe diziler oynuyordu.Her birinin sonunu artık tahmin edebiliyordum.

Her zaman asıl kız ve asıl erkek kazanır?Peki ya gerçek hayatta?Sanırım biraz uyusam iyi olacak…

Televizyonu kapatıp koltuğun üzerindeki zarfı aldım.Odama doğru gidiyorken birden kapının şifresinin girilmesi sesini duydum ve yüzümü hızlıca o yöne çevirdim.

Gelen Kwang Ho'ydu.Yüzü tamamen asılmıştı ve elinde benim elimde tuttuğum zarfın aynısından vardı.

Demek ki ona da bu resimler gönderilmiş...Bir açıklama yapacaktır o zaman...

Ama hiçbir şey beklediğim gibi olmadı.Kwang Ho, bir süre elimdeki zarfa ve bana baktıktan sonra odasına gidip sert bir şekilde kapısını kapattı.

Bu da neydi şimdi?

Hem suçlu hem de güçlü denir ona Ada!

Neden bu kadar kızgın olduğunu mu sorsam?

Saçmalama Ada!Ne demesini bekliyorsun?!Normal şartlarda o fotoğrafları gördükten sonra açıklama yapması gerekir!Kapıyı çarpan o değil sen olmalıydın!

Bir süre olduğum yerde kaldım.Sonra hiçbir şey demeden odama geçtim.Yatağıma uzanıp uyumaya çalışsam da bir türlü bunu başaramıyordum.

Neden birden böyle tepki vermeye başladı!

Düşünmeyi bırak ve artık uyu Ada!

Kalbim acıyor...Gerçekten de Jin Ae ile ilişkisi olmuş olamaz değil mi? 

Resimler yeterince açıklayıcı değildi galiba Ada?!Nasıl bu kadar aptal olabilirsin!

Ne olursa olsun gidip neden bunu yaptığını ona sormam gerek!

Saçmalamayı keser misin artık!Otur yerine...

Aklımı bir kenara bırakıp hızlıca kalktım ve masanın üstündeki zarfı alıp odamın kapısını açmamla karşımda Kwang Ho'yu gördüm.Suratı beş karış bir şekilde elinde zarfla duruyordu.İkimizde aynı anda aynı şeyi söyledik.

"Konuşmamız lazım!"

***

İkimizde hiçbir şey konuşmadan karşılıklı olarak mutfak masasına oturduk.Kwang Ho elindeki zarfı masanın üstüne koydu ve gözlerini gözlerime kilitleyerek:

"Bana anlatmak istediğin bir şey var mı?" dedi ciddi bakışlarıyla

Nasıl?!

Onun bir şeyleri açıklaması gerekmiyor mu?!

Kwang Ho'nun dedikleri karşısında birden afalladım.Artık benimde yüzümde ciddi bir ifade belirmişti.

"Senin bir şeyleri açıklaman gerekmiyor mu?"dedim elimdeki zarfı masanın üzerine koyarak

Kwang Ho, anlam verememiş gözlerle yüzüme bakıyordu.Yüzündeki ifade giderek daha da ciddileşiyordu.Sinirlice zarfın içerisinden iki adet resim çıkardı.Ters tarafları dönük olduğu için resimleri göremiyordum ama bana gönderilen resimlerle aynı olduğundan emindim.

"Bunları nasıl açıklayacaksın?!" dedi Kwang Ho sinirlice gözlerime bakarak

Onun bu tavrı benim daha çok sinirlenmeme neden oluyordu.

"Açıklama yapacak biri varsa o sensin!" dedim sinirlice

 Hemen ardından resimlerin doğru yüzünü çevirdim.Birden donup kaldım.Resimlerde Young Nam ile beraber yer alıyorduk.Birinde Young Nam bana sarılıyorken diğerinde ise onun evine giriyorken resimlerimiz çekilmişti.

Afallamış yüzümü kaldırıp Kwang Ho'ya baktım.Tepkim karşısında onun da yüzünü şaşkınlık kaplamıştı.Hiçbir şey demeden bendeki zarfı açıp içerisindeki resimleri çıkardım.Kwang Ho'nun yüzündeki şaşkınlık giderek daha da büyümüştü.

"Bu da ne demek şimdi?" dedi fotoğraflardan bakışlarını kaldırırken

"Sanırım birisi bizi izliyor..." dedim endişeli bakışlarla Kwang Ho'ya bakarken

"Peki neden Young Nam sana sarılıyor ya da neden onun evine girdin?"dedi Kwang Ho aniden, gözlerinden kızgınlığı hala okunuyordu.


"Herkes seninle … ilişkiniz olduğunu konuşuyordu.Onunla ne kadar çok yakıştığınızı, benim sana uygun olmadığımı…” dedim ve sustum.

Yanaklarımın yandığını hissediyordum.Böyle itiraflar hiç bana göre değildi.Kwang Ho ise, hiçbir şey söylemeden dikkatlice yüzüme bakıyordu.Konuşmama kaldığım yerden devam ettim.

“Bu konuşmaları duyduktan sonra, onlara hak verdim.Ben seninle tamamen farklı bir dünyadandım.Yun Hee ise senin için mükemmel bir sevgili olacaktı.Kıskandım…Hem de deli gibi…Sınıfta gözlerim dolmaya başladı.Neredeyse ağlayacakken Young Nam gelip beni sınıftan çıkardı.Biraz hava almam ve rahatlamam için beni okuldan uzaklaştırdı.Okyanus kıyısında dolaşırken daha fazla kendimi tutamadım ve ağladım.O da beni teselli etmek için sarıldı” dedim gözlerimi kaçırarak

“Hiçbir fırsatı kaçırmıyor!”dedi Kwang Ho sinirlice…Hemen ardından ekledi “Peki ya evine girerken çekilen fotoğraf?” dedi tekrar gözlerini gözlerime kilitleyerek

“Sadece ders notu aldım.Yaklaşık bir dakika durdum, ders notunu bulana kadar…”dedim şaşkınlıkla

Kwang Ho, rahat bir nefes aldı.Yüzünü kocaman bir gülümseme kapladı.Yerinden kalkıp yanıma geldi.Tam bana sarılacakken elimle onu durdurdum.Gözlerimle masadaki fotoğrafları gösterip:

“Açıklama sırası sende!”dedim sertçe…

Tavrım karşısında öylece kalakalan Kwang Ho gülümseyerek:

“Aaaa o fotoğraflar…!”dedi

“Evet bu fotoğraflar…Bekliyorum!” dedim sertçe

“Young Nam ile sarıldığınız fotoğraf birkaç gün önce bana mail olarak gönderilmişti.İlk önce eski bir zamana ait olduğunu düşündüm ama üzerindeki tarihi görünce çok sinirlendim.Dizi anlaşmasını reddettiğimiz gün sinirli olduğum için eve geç geldim.Ters bir tepki vermemek ve sakince konuşabilmek için…Fakat sinirim bir türlü geçmedi.Eve geldiğimde kendimi tutamayıp bağıracağımı düşünüyordum.”dedi ve sustu Kwang Ho, bir süre şaşkınlıkla dinleyen gözlerime baktıktan sonra devam etti

“Sana kızmaya hazırlanıyorken koltuğun üzerinde uyuyakalmış sayıklarkenki halinle karşılaştım.O an hiçbir şey dememeye karar verdim.Bir sonraki gün Young Nam’ın evinde kalmayı kabul edince çıldırdım.Sınavdan hızlıca çıkıp bir kafede oturdum.O sırada Jin Ae, geldi ve durumu anlatınca beni teselli etti.Ada böyle bir şey yapmaz diye...İkinci fotoğrafta ise, Jin Ae içeceğini içerken işe yeni başlayan garson ona çarptı ve içecek üzerine döküldü.Ben de ona ceketimi verdim” dedi

Kwang Ho aniden ciddileşmişti

“Fazlasıyla iyi hazırlanmış bir senaryo” dedi ardından

“Kim yapmış olabilir ki?Bir hayran bu kadar ileri gitmiş olabilir mi?”

“Bilmiyorum…Belki  e…”

Kwang Ho’nun konuşması telefonunun çalmasıyla yarıda kaldı.Arayan Menajer Ho’ydu.Bir dakika sürmeden telefon kapandı.

“Ne söyledi?” dedim Kwang Ho’ya meraklı gözlerle bakarken…

“Resimler…Onlar şimdi de internete düşmüş!”

***


Kwang Ho ile şaşkınlıkla internetteki haberleri okuyorduk.

Kwang Ho ve Ada aslında sahte bir çift miydiler?

Kwang Ho, reklam yapmak için mi Türk sevgilisini duyurdu?

Türk sevgili Ada’nın gerçek aşkı yeni idol Young Nam!

Kwang Ho’nun gerçek sevgilisi kendi bölümünden ve Koreli!

Sahte çiftin foyası ortaya çıktı!

“Lanet olsun!”diye bağırdı Kwang Ho

“Bunları kim yapmış olabilir ki?”dedim endişeli bakışlarla

“Bir fanın yapmadığı kesin, bunun ard…”

Zil sesiyle Kwang Ho’nun konuşması yarıda kaldı.Kapıyı açtığımızda karşımızda Young Nam belirdi.

“Haberleri gördünüz mü?” dedi şaşkın bakışlarla

“Seni aşağılık!Bunu sen planladın değil mi?”dedi Kwang Ho sinirlice Young Nam’ın yakasından asılarak

Kwang Ho’nun tepkisi karşısında Young Nam da sinirlenmişti.Kwang Ho’dan yakasını kurtarıp sertçe onu itti.

“Eğer böyle bir şey planlasaydım Ada’yı buna alet etmezdim!”dedi sertçe

Ama Kwang Ho sakinleşmek bilmiyordu.Onları ayırmaya çalışsam da hiçbir işe yaramıyordu.Kwang Ho, Young Nam’a  küçümser bakış atarak:

“Her fırsatı değerlendiriyorsun değil mi?Bu kadar mı aşağılıksın?!”dedi ve elini yumruk haline getirmiş Young Nam’a vuracakken Menajer Ho onun kolunu tuttu.

“İçeri girin!Üçünüzde…” dedi Menajer Ho sinirlice…

Menajer Ho birden yanımızda belirmişti.Ortaya çıkmasına sevindiğim doğruydu ama hiçbir zaman onu bu kadar sinirli görmemiştim.Eski Menajer Ho’nun yerini sert bakışlı bir adam almıştı şimdi…

“Bana olayları anlatın hızlıca!”dedi yine aynı sertlikle…

Hepimiz sakinleşip olayları Menajer Ho’ya anlattık.Bütün ayrıntılarıyla…Young Nam da benim söylediklerimi destekleyen şeyler söylemişti.Menajer Ho, söylediklerimiz karşısında sakinleşip:

“Bu bir hayranın yapacağı kadar basit bir şey de…”

Kwang Ho birden atılarak:

“Ben de öyle düşünmüştüm!Bir hayra…” cümlesini Menajer Ho’nun ters bakışlarını görünce yarıda bıraktı.Küçük bir çocukmuş gibi dudaklarını bükerek aşağı bakmaya başladı.Young Nam ise zafer kazanmış bakışlarıyla pis pis gülüyordu, benim dikkatlice ona baktığımı fark edince hemen kendini toparladı.

“Dediğim gibi,bu bir hayranın işi olamaz.Öyle olsa sadece Ada’yı mahvetmeye yönelik saldırılar olurdu.Burada Ada’dan çok siz ikinizin zarar görmesi planlanmış ya da sadece birinizin, diğeri sadece yem olarak da kullanılmış olabilir…”dedi Menajer Ho gözlüğünü düzeltirken

“Peki şimdi ne yapacağız”dedim Menajer Ho’ya  dikkatlice bakarak

“Tabi ki bunu yapanın kim olduğunu bulup ona gerekli cezanın verilmesini sağlayacağız!”dedi Menajer Ho coşkulu bir şekilde elini masaya vurarak, hemen sonrasında bakışlarımızı fark ederek kendini toparladı.

“Bu resimleri kimin yaydığını öğreneceğiz ve ona gereken cezayı vereceğiz”dedi karizmatik gülümsemesiyle…
***
Menajer Ho telefonla gerekli yerleri arayıp durumu bildirmişti.Birkaç önemli dergi editörünü aradıktan sonra telefonunu kapadı.

“Bundan sonra yapmanız gereken her yerde birlikte gözükmek!Zaten aynı binada yaşamanız sizin için bir artı olacaktır.Be..”

Young Nam aniden atıldı.

“Lafınızı kesiyorum ama Ada’nın ailesi Türkiye’den geleceği için evimi ona verip ailemle kalacaktım.Bu durumda na…”

“Bu harika!” diye atıldı Menajer Ho karizmatik gülümsemesiyle

Üçümüzün de yüzünde aptal bir şaşkınlık vardı.Kwang Ho, dayanamayıp

“Neresi harika?”dedi anlam veremeyen gözlerle

“O zaman siz de Young Nam ile aynı evde kalırsınız!” dedi ukalaca sırıtarak

“Ada ve Young Nam mı?Asla olmaz bu!Onlar ay…” dedi ve sustu, birden ağzını şaşkınlıkla açıp “Sakın bu idol bozmasıyla aynı evde kalmam gerektiğini söyleme!” dedi.

Young Nam, Menajer Ho’nun konuşmasına fırsat vermeden atıldı.

“Benim senle aynı evde kalmak istediğimi nereden çıkardın?Ama konu Ada’nın yararınaysa zehirli bir yılanla bile aynı odada kalırım”dedi bana bakıp gülümserken…

Menajer Ho dikkatlice elini yumruk haline getirmiş dişlerini sıkan Kwang Ho’ya baktı.

“Şimdi ne düşünüyorsun Kwang Ho?”

Kwang Ho, çaresiz Young Nam ile aynı evde kalmayı kabul etmişti.Yaşanan durumdan fazlasıyla zevk aldığı belli olan Menajer Ho gülümseyerek:

“O zaman yapılacaklar belli…İlk önce gülümseyin!”dedi ve Kwang Ho ile Young Nam’ı yanyana çekiştirerek bir resimlerini çekti. Hemen ardından konuşmasına devam etti.
“Yarın Ada’nın eşyalarını yan daireye taşıyacak ve Young Nam’ın eşyalarını bu daireye getirecek adamları yolluyacağım.Şimdi birkaç önemli internet gazeteciliği yapan yöneticilerle görüşmeliyim.Aynı zamanda da Young Nam’ın menajeriyle…Tabi bu olay içinde bir dedektif tutmalıyım!Bütün gece uyumamam gerek!Siz çocuklar sakın sorun çıkarmayın ve iyi anlaşın!Uykusuzken ne kadar sinirli olabileceğimi biliyorsun değil mi Kwang Ho?”dedi gözlerini kısıp Kwang Ho’ya bakarken…

***

Menajer Ho, gideli yalnızca 15 dakika olmasına rağmen birçok internet sayfasında, çıkan haberlerin yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu yazan ve Kwang Ho ile Young Nam’ın  gitmeden önce çekilen resmi yer alan yazılar dolaşıyordu.

Young Nam hayranlıkla internet sayfasına bakıp:

“Menajer Ho, gerçekten harika...Gitmesinin üzerinden çok geçmeden sorunu halletti!” dedi

“Benim menajerim tabi ki harika olacak!” dedi Kwang Ho, küçümser gözlerle Young Nam’a bakarak…Hemen ardından “Sen niye hala burdasın?! Artık evine gidebilirsin!”diye atıldı.

Kalkıp Young Nam’a kapıya kadar eşlik ettim.

“İyi geceler Ada…Çok yorulmuş olmalısın.Biraz dinlen”dedi ve tam sarılırken Kwang Ho araya girdi.

“Ada’nın yanında ben varım.Ona sarılacak biri varsa o da benim!”dedi ve Young Nam’ın önünde sıkıca sarıldı.

Yüzünü, tekrar dişlerini sıkıp kendini gülümsemeye zorlayan Young Nam’a çevirdi ve:

“İyi geceler Young Nam!Bizi son gecemizde rahat bırak!”dedi ve kapıyı yüzüne kapattı.

Kwang Ho’nun kollarından kurtulup ters ters ona baktım.

“Gerçekten çok kötüsün!”dedim sitemkar bakışlarla

“O bunu hak etti, sürekli seni kendine çekecek fırsat bekliyor!Ama kazanan yine benim”dedi zafer kazanmış çocuksu gülümsemesiyle…

“Gerçekten çocuk gi…”

Cümlem birden beni belimden kavrayarak kendine çeken Kwang Ho’nun hareketi karşısında yarım kaldı.
“Nee…Ne yapıyorsun?”dedim yanaklarım kızararak

Hiçbir şey söylemeden kafasını eğip dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı ve kulağıma fısıldadı.

“Seni seviyorum”

Yüzünü eğip karşılık vermemi bekleyen gözleriyle gözlerimin içine baktı.Tüm vücudumun yandığını hissediyordum.Yanaklarım çoktan kıpkırmızı olmuş olmalıydı.Kalbim çok hızlı atıyordu, öyle ki nefes alıp verirken zorlanıyordum.

“Bugün benimle uyumaya ne dersin?”dedi Kwang Ho, gözlerime bakıp hafifçe gülümseyerek

Bu sefer eskisinden daha çok yanıyordu vücudum…Utancımdan  Kwang Ho’nun yüzüne bakamıyordum bile…


Ada?!Aklından neler geçiyor?!

Sadece uyuyacağız…

***

Alarmın sesi…

Birkaç dakika daha...

"Adaa..Adaa..."


Kwang Ho'nun seslenmesiyle birden yataktan fırladım.


"Lanet olsun!Sınava geç kaldım!" dedim komidinin üstünde cep telefonumu ararken...


"Bunu mu arıyorsun?"dedi Kwang Ho, elindeki telefonumu göstererek


"Onun sende ne işi...Hayır bunu yapmış olamazsın değil mi?!" dedim şaşkın bakışlarla


"Alarmı 1 saat geriye almak gibi mi?" dedi bana bakıp sırıtırken


"Gerçekten çok kötüsün!" dedim dudağımı büzüp ona bakarken


"Sadece evdeki son kahvaltımızı beraber yapalım istedim" dedi yüzüme bakıp gülümserken...


***

Yarım saat sonra...

Duyduğumuz zil sesi ikimizin de konuşmasını yarıda bırakıp kapıya yönelmemize neden oldu.Kwang Ho, daha hızlı ilerleyerek kapıyı açtı.Gelen Young Nam'dı.Young Nam'ı kapıda gören Kwang Ho'nun suratı birden ciddileşti.


"Ne işin va burada, bu saatte?" dedi Kwang Ho ters ters Young Nam'a bakarken


Young Nam, Kwang Ho'ya küçümser bir bakış attıktan sonra hiçbir şey demeden yüzünü bana çevirdi.


"Beraber gitmemizin dedikodular açısından daha iyi olduğunu düşündüm.Sen ne düşünüyorsun Ada?" dedi gülümseyerek


Kwang Ho, Young Nam'ın onu takmaması karşısında daha da sinirlenmişti.Daha fazla dayanamayarak


"Sen artık fa.."


Kwang Ho'nun cümlesi benim araya girmemle son buldu.


"Harika düşünmüşsün.Siz burada bekleyin, odamdan çantamı alıp geliyorum" diyerek gülümsedim.


***

Okulda...

Gergin geçen kısa yolculuğun ardından artık okuldaydık.Dedikodular her ne kadar yalanlanmış olsa da üniversiteye girdiğimiz an herkesin gözü bizim üzerimize çevrilmişti, tabi ardından da fısıldaşmalar başlamıştı.Biz ise herkese inat birbirimize ve etrafa karşı gülümsüyorduk.


Sabret Ada...


Ünlü olmak ne zor işmiş...Hiç bana göre değil


Ben sö...


Tamam biliyorum sen söylemiştin!



Etrafımıza gülücükler atmamıza rağmen çoğunluğun bu duruma inanmadığı ortadaydı.Tedirginliğimizi belli etmemeye çalışarak birbirimize baktık.Young Nam birden elini Kwang Ho'nun omzuna attı, Kwang Ho tam kendini çekmeye çalışırken daha da sıkı tutup kendine çekti.

"Sana sarılmaya bayılıyor değilim, insanların inanması için biraz gülümse aptal idol" dedi Young Nam yarım ağızla, kendini gülümsemeye zorlarken..


Kwang Ho, sinirlenip ağzını açacakken birden yüzümü ona çevirdim.Gülümseyerek gözlerinin içine baktım ve sessizce "Lütfen..." dedim.


Kwang Ho, durumdan hoşnut olmasa da yapacak pek bir şeyi yoktu.O da gülümsemeye zorluyordu artık kendini...


Bir süre sonra herkes ikna olmuş ve bizle ilgilenmemeye başlamışlardı.


"Bunu çok kötü ödeyeceksin!" dedi Kwang Ho ters ters Young Nam'a bakarken


"Evde görüşelim, nasıl olsa artık beraber kalacağız aptal idol!" dedi Young Nam sinirli bir şekilde


"Sen bana aptal mı dedin?!" dedi Kwang Ho dişlerini sıkıp Young Nam'ın üzerine yürürken...


"İki dakika düzgün durun, herkesin tekrar mı dikkatini çekmek istiyorsunuz!" dedim ters ters Kwang Ho ve Young Nam' bakarak...


"Susmayı öğrenmelisin artık idolcük!" dedi Young Nam alaycı bir bakışla Kwang Ho'ya bakarken


"Sen ar..."


"Ne yapıyorsunuz burada?"


Kwang Ho'nun sözleri aniden ortaya çıkan Bong Cha'nın sözleriyle kesildi.Bong Cha, yanında Dae Ho ile birlikte meraklı gözlerle bize bakıyordu.Dae Ho'nun yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı, kendini gülümsemeye zorladığı her halinden belliydi.


Onu bu kadar kızdıran ne?Ya da kim?


Bu durum beni de rahatsız etmeye başladı Ada...


Bakışlarımı Dae Ho'dan çevirdiğimde Bong Cha'nın gözlerini kocaman açmış meraklı surattıyla karşılaştım.Tam ağzımı açacakken Bong Cha, tekrar atıldı.


"Dün haberleri okudum, gerçekten çok korkunç olmuş sizin için!Bu yanlış anlaşılmanın yayılması biraz tuhaf geldi bana...Bir fan seni izliyor olabilir Ada!En kötüsü de sana zarar vermek isteyebilir!Evinin bu kadar yakınına gelmesi fazla korkutucu değil mi?" dedi endişeli gözlerle bana bakarak...


"Gerçekten çok korkutucu!"dedi Dae Ho, endişeli gözükmeye çalışarak


"Ben varım, korkmasına gerek yok"dedi Kwang Ho ukalaca...


"Biz demek istedin galiba, sevgili ev arkadaşım!"dedi Young Nam ters ters Kwang Ho'ya bakarak


Onların birbirine bakışlarını aldırmadan konuşmaya atıldım.


"Menajer Ho, her şeyi halletti.Etrafımda bir sapık olacağını düşündüğü için bir dedektif tuttu!" dedim gülümseyerek Bong Cha ve Dae Ho'ya bakarken...


Bong Cha kocaman bir gülümsemeyle boynuma atıldı.


"Bu harika olmuş Ada!İnan senin çok korkuyordum"


Bong Cha, nefes alamayacağım derecede sıkı sarılmıştı ama beni rahatsız eden Bong Cha'nın sarılması değil, Dae Ho'nun yüz ifadesiydi.Yüzünde sevinme yoktu, üzülme de yoktu.İfadesi tamamen donuktu, bir katilinki gibi...Korkunç...



Bong Cha kollarını benden çekmesine rağmen gözlerim Dae Ho'ya kilitlenmişti.Dae Ho, bakışlarımı fark eder etmez hemen o aptal gülümsemesini takındı yüzüne...


"Harika olmuş, artık güvendesin!Sence de çok fazla şanslı değil misin Ada"dedi ve saatine baktı "Benim gitmem gerekiyor, 10 dakika içerisinde sınavım başlayacak.Görüşürüz" dedi arkasına bakmadan giderken...


Bir şey...Ondaki bir şey fazla tanıdık ve beni fazlasıyla rahatsız ediyor..


Ondan uzak durmak en mantıklısı...


Ama Bong Cha...


Bong Cha, kendine bakabilecek yaşta Ada!Dünyayı sen kurtaracak değilsin ya!



"Sanırım benim de gitmem gerekiyor" dedi Kwang Ho saatine bakarken, hemen ardından gözlerini Young Nam'a çevirdi "Senin de gitmen gerekiyor değil mi ev arkadaşım!"dedi gözlerini Young Nam'a dikerek

Young Nam yüzüne ukalaca bir bakış takınarak "Ben Ada ile aynı sınıftayım unuttun mu?Daha yarım saat var sınavımızın başlamasına aptal idol!" dedi


Kwang Ho sinirlenerek konuşmaya başladı.


 "Sen.."


Konuşmasını tamamlamadan araya girdim.


"Yeter artık!İkiniz de gidin artık.Beni Bong Cha ile baş başa bırakın!" dedim ikisine de ters ters bakış atarak



Sözlerimden sonra Kwang Ho'nun yüzünü zafer kazanmış bir ifade kapladı, Young Nam ise hafifçe bozulmuştu.


"Hadi oda arkadaşım yoksa istenmediğin bir..."


"Kwang Ho yeter." dedim sertçe



İkisi de suratlarını asarak yanımdan ayrıldılar.


"Ohh sonunda..." dedim derin bir nefes alarak Bong Cha'ya bakarken.


"Peki neden benle başbaşa kalmak istedin?" dedi Bong Cha gözlerini kısıp şüpheli bir şekilde yüzüme bakarken


"Önce oturacak bir yer bulalım " dedim etrafıma bakınıp gözlerimle boş masa ararken


"Buldum!Hadi oraya oturalım" dedim ve boş masaya doğru ilerlemeye başlarken Bong Cha kolumu tutup birden beni durdurdu.


"Konuşacakların ne hakkında?" dedi daha önce görmediğim sert bir ifadeyle bana bakarken


Hiçbir şey söylemeden direk Bong Cha'nın gözlerine baktım.Kızgınlık hakimdi gözlerine...Konuşmama fırsat vermeden atıldı.


"Dae Ho hakkında değil mi?" dedi gözlerini gözlerime kilitlerken


Şaşırmış bir şekilde Bong Cha'nın yüzüne baktım.Hiçbir şeye anlam verememiştim.


Bu da tam olarak ne?Bu kim?Bong Cha olamaz! 


Bong Cha bir süre şaşkın yüzüme baktıktan sonra devam etti.


"Aslında ilk tanıştığım günden beri bir şeylerin farkındaydım.Ona bakışların normal değildi ama kahretsin ki sen benim en yakın arkadaşımdın ve bunların sadece kuruntu olduğunu düşündüm.Zaten Dae Ho da fark etmişti bakışlarını ve senin aramızı bozmaya çalışacağını söylemişti.Sanırım iki erkeğin peşinde olması yetmiyor Ada, Hei Ryung'tan Young Nam'ı aldığın gibi benden de Dae Ho'yu mu alacaksın?!Buna asla izin vermeyeceğim!" dedi ve arkasına bakmadan gitti.


Olduğum yerde öylece kalakalmıştım.Bong Cha hiçbir şey söylememe izin vermeden beni orada öylece terk etmişti.Hei Ryung'dan sonra da Bong Cha da gitmişti..



Ben sana karışmamanı söylemiştim Ada!Rahatsız olabilirsin ama belki de sadece kuruntu yaptıkların!Aferin Hei Ryung yetmedi şimdi Bong Cha'yı da kaybettin.Kaybetmeye mahkumsun!


***



Sınav bittiğinde Bong Cha hiçbir şey söylemeden hızlı adımlarla yanımdan ayrıldı.Young Nam yanıma gelerek:

"Bong Cha'nın tam olarak sorunu ne?Yoksa kavga mı ettiniz?"dedi şaşkın bakışlarla yüzüme bakarak


Young Nam'ın sorusunu yanıtsız bırakıp konuyu değiştirdim


"İki dakika lavaboya gideyim, gelince eve gideriz" deyip Young Nam'ı arkamda bırakıp lavaboya doğru ilerledim.


***


"Her şeyi mahvediyorum" dedim kendi kendime aynada suratı asık yansımama bakarken...


Her şeyi mahvetme konusunda harikasın Ada!Ben sana...


Biliyorum sen bana demiştin ama engel olamadım işte kendime!Peki ya bu davranışlar da tuhaf değil mi Dae Ho'nun Bong Cha'ya öyle şeyler söylemesi...


Kesinlikle tuhaf  Ada ama bu onun kötü biri olduğunu göstermez.Belki de sadece yanlış anlamıştır..


Belki de sadece bir yanlış anlamadır...


Her insan hata yapar Ada...Sen de insansın...


Derin bir nefes alıp son kez aynaya baktım ve yüzüme hafif bir gülümseme yerleştirdim.


Sorun yok Ada...


Lavabodan çıkıp köşeyi dönüp ana koridora girecekken duyduğum sesle birlikle olduğum yerde kalakaldım.Bu Dae Ho'nun sesiydi.


"Her şey planladığımız gibi , Bong Cha yemi yuttu ve Ada ile arası bozuldu.Yalnız Ada bir şeylerden şüpheleniyor gibi.Sanırım beni hatırlıyor ama tam olarak değil.Evet beni bir kez görmüştü kafede seninle konuşurken...Bu zamana kadar hatır..."


"Merhabaa Adaaa!" 


Duyduğum ses birden irkilmeme yol açtı.Gelen Bong Cha'nın fan kulübünden arkadaşıydı.


Dae Ho, benim orada olduğumu fark etmişti.


"Kapatmam lazım.Bizi fark etti"dedi ve telefonunu kapattı.Köşeyi dönüp direk  yüzüme baktı büyük bir nefretle, artık o aptal gülümsemesi yoktu suratında, göz dağı veren bir bakış attıktan sonra hiçbir şey demeden yanımızdan ayrıldı.


Haklıymışsın Ada!


Daha önce kafede gördüğüm...Kahretsin!


***

Hatırlama sahnesi...Üniversite 1. sınıfta kafedeyken...

"Aisssh Hei Ryung nerede kaldı?Altı üstü bir lavaboya gidip makyajını tazeleyecekti!" dedi Bong Cha dudaklarını büzerek


"Haklısın, neredeyse yarım saat oldu.Sen bekle.Ben bakıp geliyorum" dedim Bong Cha'nın yanından ayrılırken gülümseyerek


Lavabonun olduğu koridora geldiğimde tartışma sesleri duyuluyordu.Taraflardan biri Hei Ryung'dı.


"Burada ne işin var?" dedi sert bir konuşmayla


"Sadece seni özledim!" dedi karşısındaki ses...


"Sana ben söylemeden gelmemeni söylememiş miydim?!Neden beni dinlemiyorsun, beni takip etmekten vazgeç!"


"Ama biliyorsun ki bana ihtiyacın var." dedi karşısındaki ses sinirlice


"Ama şu an de..."


Hei Ryung'ın konuşması benim araya girmemle son buldu.


"Bir sorun mu var Hei Ryung?" dedim şaşkın bakışlarla


Hei Ryung'ın karşısındaki kişi yüzünü bana çevirdi.Oldukça yakışıklı bir yüzü vardı ve üzerinde motorcu kıyafetleriyle bir süre yüzümü inceledi.Bakışları normal değildi, tiksiniyor gibi bakıyordu yüzüme, büyük nefretle...


"Sen Hei Ryung'ı üz..." 


"Sen de artık gidiyordun değil mi?" dedi Hei Ryung onun gözlerinin içine ters ters bakarken


"Özür dilerim...Çok özür dilerim..." dedi ve yanımızdan ayrıldı.


"O da kimdi?" dedim arkasından bakarken


"Önemsiz biri aldırma.Beni seviyormuş ama onu sevmediğimi anlamayan biri" dedi gülümseyerek bana bakarken


"Yakışıklıymış" diyerek karşılık verip gülümsedim.


***



Hayalden çıkış...

"Evet Dae Ho, o gün kafede gördüğüm çocuk!Lanet olsun!"


"Efendim anlamadım Ada?" dedi Bong Cha'nın arkadaşı anlam veremeyen gözlerle yüzüme bakarken


"Boşver onu.Bong Cha'yı nerede bulabilirim, onunla konuşmam lazım!" dedim kızı iki elimle kollarından tutarak


"Bilmiyorum!Bu gün bir işi olduğunu ve toplantıya katılamayacağını söyledi " dedi korkak gözlerle yüzüme bakarken


Ellerimi kızın üzerinden çekip hemen Bong Cha'yı aradım.


Hadi Bong Cha!Aç artık şunu!


"Ne var Ada?!" dedi Bong Cha telefonunu açıp


"Neredesin?Seninle acil konuşmam gerek!" dedim hızlıca


"Dae Ho ile buluşmam var.Sonra konuşalım."sakin olmaya çalışarak


"Hayır sakın onun yanına gitme!O.." 

"Kes artık şunu Ada!Senin yeni halini tanıyamıyorum!Kapatmam lazım." dedi sinirlice


"Ha.."


Lanet olsun telefonu kapadı!Ne yapacağım şimdi ben?!


Young Nam ve Kwang Ho'ya durumu anlatmaya ne dersin?Acele et çabuk...


 Bong Cha'nın arkadaşını meraklı gözlerle hiçbir şey söylemeden ardımda bıraktım.Aklımda tek bir şey vardı acele edip Young Nam'ın yanına gidip her şeyi anlatmak...


Telefon sesi...


Bong Cha olmalı!


"İyi misin Bong Cha?Neredesin?Lütfen bana nerede olduğunu söyle!Seninle konuşmam gerekiyor!"dedim hızlıca telefonu kapatmasından korkarak


"Merhaba Ada..."


Duyduğum ses birden vücudumun buz kesmesine neden oldu.Bu ses Hei Ryung'a aitti.


"Beni özledin değil mi Ada'cım?İnsan nasıl olur da en yakın arkadaşını bir kere olsun ziyaret etmez.Çok ayıp..." dedi, sakin ama korkutucu bir sesle


"Bon..Bong Cha yanında mı?" dedim kekeleyerek


"Evet!Uzun zamandır beni ihmal ettiğini anlamış ve ziyaretime gelmiş.Ne kadar düşünceli değil mi?" dedi kahkaha atarak


"O iyi mi?Lütfen sesini duymama izin ver" dedim endişeli bir ses tonuyla


"Beni hiç tanımamışsın sevgili arkadaşım!Onu en iyi şekilde burada ağırlıyorum, şu an biraz yorgun olduğu için uyuması gerekiyor.Uyanınca iletmek istediğin bir şey var mı?Yoksa ona burada ağzı ve elleri bağlı olarak durmasının tek sebebinin senin olduğunu mu söyleyeyim!"dedi sinirli bir ses tonuyla!


"Lütfen ona zarar verme!" dedim gözyaşlarıma engel olamayarak


"Ahh Adacık...Beni hiç tanıyamamışsın.Sence benim sorunum Bong Cha ile mi tabi ki hayır...O sadece bir araç, senin kendi ayaklarınla ve kendi isteğinle buraya gelmeni sağlayacak bir araç...Neyse lafı çok uzatmayayım telefonun açık kalsın ki sana akşam buluşacağımız yeri söyleyebileyim.Unutmadan bundan kimseye bahsetmek yok, şu anda sana doğru ilerleyen Young Nam da buna dahil...Yoksa Bong Cha ölür ve tek sorumlusu sen olursun!!Seni her yerde izliyor olacağım!Öptüm tatlım!" dedi ve telefonu kapadı.


Gözyaşlarıma engel olamayıp olduğum yere oturdum ve yüzümü avuçlarımın arasına alarak ağlamaya başladım.


Beni izliyor...Bu kadar yakınıma gelebiliyor...Bong Cha benim yüzümden bu halde ve benim yapabileceğim hiçbir şey yok...


Bana doğru hızla gelen ayak seslerini duyabiliyordum.Bu Young Nam olmalıydı.Gözyaşlarımı elimin tersiyle silip derin bir nefes aldım.


Ağlamamalısın Ada!Bong Cha'nın hayatı tehlikede!Hiçbir şeyi belli etmemelisin!


"İyi misin Ada?Bir sorun mu var?" dedi Young Nam endişeli gözlerle yüzüme bakarak


"İyiyim" dedim Young Nam'a bakıp gülümseyerek


"Ama az önce telefonda konuşurken ağlıyordun!Bir sorun mu var?" dedi direk gözlerimin içine bakarak


"Annemle konuşuyordum.Onu çok özlediğimi fark ettim.Sanırım son olayların etkisiyle bir duygusallaştım" dedim tekrar gülümseyerek


"Ahh...Anlıyorum...Hadi o zaman gidelim." diye gülümseyerek karşılık verdi Young Nam


"Kwang H..."


"Kwang Ho az önce aradı, sana ulaşamamış o yüzden beni aramak zorunda kaldı.Stüdyoya gitmesi gerekiyormuş ve seni mecburen bana emanet etti" diyerek sırıttı.


Young Nam'a gülümseyerek karşılık verdim.


***

Apartmanda...

"Birlikte bir şeyler içmek ister misin?Seni kendi evine davet ediyorum" diyerek gülümsedi Young Nam


"Biraz yorgunum dinlenmek istiyorum.Teşekkürler" diyerek gülümsedim.


"İyi olduğundan emin misin Ada?" dedi Young Nam şüpheli gözlerle gözlerime bakarken


"İyiyim, sadece biraz yorgunum.Görüşürüz" dedim gülümseyerek ve Young Nam'ın cevabını beklemeden hızlıca içeri girdim.


Ne yapacağım ben?! 


Polise haber versen?


Saçmala ya fark edip Bong Cha'ya zarar verirlerse?


Kendini mi feda edeceksin Ada?Oraya gittiğinde seni sağ bırakacağını mı sanıyorsun?Daha önce yüzünü parçalamaya çalışan insan sana ne gibi işkenceler yapabilir bir düşün!


Bong Cha'ya zarar verdiklerinde ömür boyu çekeceğim vicdan azabını ve pişmanlığı sen düşün!


Lanet olsun!



Başım yaşadığım çaresizliğin etkisiyle zonkluyordu.Ellerim ayaklarım titriyor, ağlamama engel olamıyordum.Gözlerim yavaş yavaş yorgunluktan kapanmak üzereyken çalan telefonun sesiyle birken irkildim.Hızlıca telefonu açtım.


"Alo, Hei Ryung sensin değil mi?Lütfen Bong Cha'ya zarar verme.Yalvarıyorum sana..."


"Gerçekten çok sıkıcısın Ada...Hala anlamayacak kadar saf mısın?!Benim derdim seninle, Bong Cha kimin umurunda!O sadece istediğim şeyi almamdaki araç!Neyse şimdi sana yapman gerekenleri söyleyeceğim.Hiçbir şey söylemeden 5 dakika içinde evden çık ve Dae Ho'yu ilk defa gördüğün kafenin önüne gel.Dae Ho seni oradan alıp yanımıza getirecek.Her şeyi anladın mı?" dedi alaycı bir konuşmayla


"E..Evet" dedim kekeleyerek


Korkuyorum...


"Aaah...Unutmadan, okuldan Young Nam ile birlikte çıktığını gördüm.Umarım ona bu durumdan bahsetmemişsindir, biliyorsun konu ihanet olunca çok kırılgan oluyorum!" dedi korkutucu sakinlikte bir sesle


"Hayır hiçbir şeyden haberi yok!Kimseye bahsetmedim."


"Sana güveniyorum Adacık...Aksi takdirde neler yapabileceğimi biliyorsun.Hadi acele et Dae Ho çok beklemekten hoşlanmaz!" dedi Hei Ryung ve cevabımı beklemeden telefonu kapattı.


Ada gerçekten gidecek misin?!


Başka çarem mi var?!


Çabucak hazırlanıp evin kapısını açtım.Aynı anda yan kapı da açıldı ve Young Nam kapıya çıktı.


"Bir yere mi gidiyorsun Ada?" dedi şaşkın bakışlarla


"Sadece biraz hava almak istedim" dedim gülümseyerek


"O zaman bekle beraber çıkalım" diyerek gülümsedi Young Nam


"Biraz yalnız kalmak istiyorum.Görüşürüz..." dedim arkamı dönüp ilerken...


Bu onu son görüşün olacak Ada...


Evet..Her şey bitecek benim için...


Olduğum yerde bir anlığına durdum ve arkamı dönüp birden Young Nam'a sarıldım.


"Bu ne içindi?" dedi şaşkın bakışlarla


"Sabah seni biraz üzdüm, ödeştik!Hadi görüşürüz!" dedim hızlıca asansöre koşarken


Görüşmek?Tutamayacağın sözleri söylememelisin Ada...


Bu da son yalanım olsun o zaman...



***



Kafenin önünde...



Kafenin önüne gelmeme rağmen etrafta görünen kimse yoktu.


Nerede bu çocuk...


Bakıyorum da kendi ölümüne gayet istekli gidiyorsun...


Başka ya...


Daldığım düşüncelerden telefonun aniden çalan sesiyle irkildim.Arayan yine bilinmeyen numaraydı.


Hei Ryung olmalı...


"Söylediğin gibi kafenin önüne geldim Hei Ryung ama burada kimse yok" dedim hızlıca


"Ben Dae Ho, şimdi hiçbir ses çıkarmadan dikkat çekmeden kafenin yanındaki dar sokağa doğru ilerle orada seni bekliyor olacağım."dedi ve hemen kapattı.


O karanlık dar sokağa mı?!Saçmalama Ada bu son şansın olabilir, vazgeç!


Başka çarem yok...


 Korkmuyor musun seni aptal?!


Korkuyorum!Hem de çok ama vazgeçemem!


İçimi devasa bir korku kaplamıştı.Tüm vücudum buz gibiydi ama vazgeçemezdim.Etrafıma bakınıp kimsenin beni izlemediğinden emin olduktan sonra derin bir nefes alıp kafenin yanındaki karanlık sokağa doğru yürüdüm.İki yüksek binanın arasında kalmış daracık bir sokaktı.Kararan hava sanki iki kat daha karanlıktı orada...Hızlı kalp atışlarıma aldırmadan karanlığa doğru yürüdüm.Etrafta görünen kimse yoktu.Birden birisi elindeki bezle ağzımı kapattı, sonra her şey yavaş yavaş karardı...


***



Bu ışık da ne?

Gözlerime  kamaştıran ışığın etkisiyle yavaşça gözlerimi kısarak açtım.Elimi gözümü kamaştıran ışığa doğru tutup neler olduğunu anlamaya çalışıyordum.Bir depo tarzı bir yerdeydim ve etraf karanlıktı, sadece küçük lambanın ışığı aydınlatıyordu bulunduğum yeri...


"Günaydın sevgili arkadaşım!Rahat uyudun mu?" dedi Hei Ryung gözümün önündeki ışığı kendi yüzüne çevirirken...


Gözlerini gözlerime kilitleyip direk göz bebeklerime baktı.Nefretle dolu bir gülümseme vardı yüzünde, eskisine göre daha zayıftı yüzü artık, makyajsız olduğu için uyumadığı koyu gözaltı torbalarından belliydi.Yüzünü yüzüme biraz daha yaklaştırıp birden saçlarımı çekti.


"En yakın arkadaşına bir selam vermeyecek misin?Görmeyeli saygısız biri mi oldun?"dedi sinirlice dişlerini sıkıp konuşarak, hemen ardından elini saçlarımdan çekip başımı ittirdi.


"Bong Cha nerede?" dedim sinirli bir şekilde..


Hei Ryung, yüzüne alay edercesine bir gülümseme yerleştirip çenemden tutup sertçe başımı kaldırdı.


"Aigooo...Bu kelime seni her zaman rahatsız ediyordu değil mi?Burada bu kadar diklenebileceğini mi sanıyorsun?!Kendi ülkende bile değilken neden bu kadar rahatsın?!Aigooo, tabi ki aptallığından!" dedi nefretle dolu bir kahkaha atarak


"Bong Cha nerede?Ona ne yaptın?!" dedim sinirlice yerimden kalkmaya hazırlanıyorken...


 Hei Ryung cebinden bir tabanca çıkararak bana doğrulttu ve beni geriye doğru iterek yeniden yerime oturttu.


"Ben söylemeden bir daha sakın yerinden kalkmaya kalkışma!"dedi sinirlice, sonrasında derin bir nefes alıp sinsi gülümsemesini takınıp "Bong Cha'yı görmek istemiştin değil mi?Bunca yılın hatırı var!Dileğini yerine getireyim!" dedi ve lambayı karşımızda kalan karanlık köşeye çevirdi.


Bong Cha?!


Gördüğüm manzara karşısında birden donup kalmıştım.Bong Cha elleri ayakları sandalyeye bağlanmış bir şekildeydi.Hemen yanında Dae Ho yer alıyordu, gözlerinde gözlüğü ve  yüzünde aptal gülümsemesi yoktu.İfadesiz bir şekilde elindeki silahı Bong Cha'nın başına doğrultmuştu.


Hei Ryung alaylı gülümsemesiyle elindeki silahı başımda gezdirerek arkama geçti, omuz hizama eğilerek fısıldadı.


"Çok etkileyici değil mi Ada?Aklından neler geçtiğini tahmin ediyorum, şimdi yerinden kalkıp koşarak Bong Cha'yı kurtarmayı düşünüyorsun.Neden?Çünkü aklında sürekli baş rolde olmak var, hikayeler baş roller için mutlu sonla biter değil mi?Ama her zaman bu son mutlu olmayabilir...Aigoo!!Dae Ho ile seni tanıştırmadım değil mi? Kendisi çocukluk arkadaşım, küçükken kısa süreli tedavi olduğum hastaneden...İkimiz de çok benzeriz, ikimiz de zeki olmamıza rağmen bu saçma sapan dünyada hasta olarak adlandırılıyoruz.Ne acı değil mi?İlk karşılaşmanızda sizi tanıştıramamıştım üzgünüm!Planlarımı bilen tek kişi biricik Dae Ho'ydu ve her şeyin yolunda gitmesi için tanışmamış olmanız gerekiyordu!Neyse artık kısmet bu güneymiş!" dedi sırıtarak gözlerime bakarak


İçimde artık korkudan çok nefret hissediyordum.Hem de korkutucu bir şekilde, deli gibi Hei Ryung'ı öldürmek istiyordum.


"Burada olduğuma göre artık onu bırakabilirsin!" diye bağırdım sinirlice Hei Ryung'a bakarak


Hei Ryung cevabım karşısında yüksek bir kahkaha attı.Hemen ardından kahkahasını yarıda kesip iğrenç bir ifade takındı yüzüne...


"Burada kdrama mı çektiğimizi sanıyorsun seni aptal!" diyerek bağırdı yüzüme tokat atarken



Bir süre hızlı hızlı nefes aldıktan sonra devam etti "Aslına bakarsan önceleri ilk sana zarar vermeyi düşünüyordum.Önce o aptal yüzünü yerinden çıkartıp sonra bütün vücudunu parçalara ayıracaktım.İşkence dolu olacaktı ama kısa sürecekti, kısa süre içinde kan kaybından ölürdün muhtemelen...Böylesi çok can sıkıcı olmaz mıydı?" dedi dudaklarını büzerek masum gülümsemesiyle...


Etrafımda bir tur attıktan sonra kaldığı yerden devam etti "Ben de daha etkili ne yapabilirim diye düşündüm...Düşündüm... Ve buldum!Yeni yöntemimle yaşadığın her an acı çekecektin.Bunun için bulabildiğim ilk ve en kolay aday Bong Cha oldu elbette...Oyun biraz daha uzun olacaktı aslında ama sen olayı fark edince daha kısa olmak zorunda kaldı!Sanırım göründüğün kadar aptal değilsin!" dedi Hei Ryung kötü kahkahasını yinelerken



"Buna izin veremem!" diye bağırarak yerimden kalkarken Hei Ryung'ın yüzüme tabancanın sapıyla vurmasıyla kendimi yerde buldum.


Yüzümdeki acının hissi tarif edilemezdi, burnumdan akan kan dudaklarımın çevresinden geçerken sızlayan yerlerde ılık bir  acı bırakıyordu.Son bir kuvvetle yerden kalkmama fırsat vermeden Hei Ryung karnıma defalarca tekmesini indirdi.

"Burada ben ne istersem o olur seni aptal!Şimdi kaderine razı ol!" dedi bağırarak ve Dae Ho'ya döndü "Ağzını aç şunun ve son söylemek istediklerine izin ver.Sonra da hemen işini bitir" dedi yarım ağız gülümserken...


Dae Ho, yüzündeki ifadesizliği hiç bozmadan bir robotmuş gibi Hei Ryung'a itaat etti ve sert bir şekilde Bong Cha'nın ağzını açtı.


"Son söylemek istediklerini söyle!"dedi elindeki tabancayla Bong Cha'nın kafasını ittirirken...


"Ada ben kokuyorum...Ölmek istemiyorum.." dedi hıçkırıklarla Bong Cha, bir süre duraklayıp burnunu çekti ve devam etti "Hiçbir şey senin suçun olmayacak Ada, sen benim için harika bir arkadaştın!Her za..." 


"İşini bitir şunun!" diye sinirlice kükredi Hei Ryung


Yere kapaklanmış vücudumu ellerimden destek alarak kaldırmaya çalışıyordum ama gücüm yetmiyordu.

"Lütfen dur artık!Ne istersen yapacağım!Lütfen onu serbest bırak!"dedim tek elimde Hei Ryung'ın ayağından tutunup hıçkırırken


"Sana daha ne..."


"Ona sakın dokunma!" dedi Kwang Ho birden karanlığın içinde belirip...


Kwang Ho?!


Lanet olsun Kwang Ho'nun burada ne işi var?!

"Senin burada ne işin var?!Lanet Ada peşinden seni de mi sürükledi yoksa?!" dedi alaycı bakışlarla bana bakarak hemen ardından ekledi. 


"Harika değil mi Dae Ho?Artık intikamı daha güçlü alabileceğiz!Sanırım senin küçük notun oldukça etkili olmuş!"


Ne notundan bahsediyor?!


Dehşete düşmüş bir haldeydim.Kwang Ho, yanımdaydı ama en son isteyeceğim yer ve zamanda!Kendime gelip sinirli bakışlarımı  Hei Ryung'a çevirdim.Tam konuşacakken Hei Ryung konuşmaya atıldı.

"Çok ayıp Ada...Sana en başında Bong Cha'ya zarar vermeyeceğimi söylemiştim.Neden biliyor musun?Çünkü asıl yem Kwang Ho'ydu.Bir arkadaş belki unutulabilirdi ama bir aşk asla!Bunun için Kwang Ho'ya seninle olan telefon konuşmamızın ses kaydını göndermemiz yeterli oldu ve balık ağa takıldı."dedi kahkaha atarak...


Kwang Ho bana doğru yavaş yavaş yaklaştığını fark eden Hei Ryung, Dae Ho'ya dönüp komutunu verdi.


"İşini bitir şunun!"


Başımdan aşağı kaynar sular döküldüğünü hissediyordum, bütün vücudum uyuşuyordu.Kımıldayamıyordum, donup kalmıştım.


Kwang Ho'yu öldürecek...


Dae Ho, Bong Cha'nın yanından ayrılıp silahını Kwang Ho'ya doğrulttu.Bong Cha, daha yüksek sesle ağlıyordu artık.


Hareket edemiyorum...


Kımılda artık yerinden Ada!


Silah sesi...


Kwang Ho öldü...


Silahının sesini duymamla beraber gözlerimi kapamıştım.Açamıyordum gözlerimi, sadece çığlıklar eşliğinde hıçkırarak ağlıyordum.


"Hayır seni aptal!" diye birden bağırdı Hei Ryung, sesi depoda yankılanırken...


Neler oluyor?Neden Kwang Ho için çığlık atıyor, ölmesini istememiş miydi?


Gözlerimi açıp baktığımda yerde yatanın  Young Nam olduğunu gördüm.Young Nam,Kwang Ho'ya ateş edilecekken onun önüne atlamıştı.


"Ada'yı buradan çıkar aptal idol!" dedi Young Nam, acı çeken bir sesle



Kwang Ho beni kaldırarak bir kolonun arkasına çekti.Hei Ryung çıldırmış durumdaydı.Yerde yatan Young Nam'ın yanına gidip başını kucağına alıp ağlamaya başladı ve birden Young Nam'ın gözleri kapandı.

Öldü...


Young Nam'ın gözlerini kapamasıyla Hei Ryung tamamen çıldırmıştı.Çığlıkları korkunç bir ezgiyle yankılanıyordu depoda...


"Onu öldürdün seni aptal!" dedi Hei Ryung, dişlerini sıkıp elindeki silahı Dae Ho'ya yönelterek


Dae birkaç adım geriledi ve yüzü birden değişmeye başladı.İfadesiz suratı gitmiş yerini korku dolu gözler almıştı şimdi.

"O, silahın önüne atladı...Benim suçum yok!"dedi korku dolu gözlerle Dae Ho geriye doğru adımlar atarak



Ama Hei Ryung çıldırmış durumdaydı.Gözleri nefretle kilitlenmişti.Dae Ho'nun üzerine doğru yürüdü ve silahını ateşledi.


Dae Ho'nun bedeni birden yere yığılmıştı.Yana düşen başından kanlar damlıyordu.Görüntü karşısında donakalmıştım.Kwang Ho bana sarılıp gözlerimi kapadı.


"Korkma..." dedi titreyen bir sesle


Korkuyorum....


Gözlerim kapalı olmasına rağmen daha korkunç geliyordu Hei Ryung'ın çığlıkları...


"Onu öldürdün seni aptal!Bu yüzden ölmeyi hak ettin!" diye bağırdı ağlayan ses tonuyla...Derin ve hırıltılı bir iç çekip devam etti.


"Ada çık ortaya!Sıra sende!Bunların hepsi senin yüzünden!Seni en başında ortadan kaldırmalıydım!Çık  dışarı yoksa burada baygın yatan Bong Cha'yı vururum!"


Bong Cha...


Ölmek istemiyorum Ada...


Ben de ölmek istemiyorum Ada...


Bunların hepsinin sorumlusu benim...


Gözlerimden Kwang Ho'nun elini çektim.Köşeden baktığımda ışığın yansımasıyla baygın yatan Bong Cha'yı görebiliyordum.Hei Ryung elindeki silahla Bong Cha'nın etrafından dolanıyordu, korkutucu gülümsemesiyle...


Gitmem lazım...


Yerimden kalkacakken Kwang Ho'nun beni çekiştirmesiyle olduğum yerde kaldım.


"Buna izin veremem!"dedi Kwang Ho, korku dolu gözlerle fısıldayarak


Ama Hei Ryung'ın daha fazla beklemeye niyeti yoktu.Silahının ateşlemeden önce son hazırlıklarını yaptı.


"Son şansın Ada!" dedi çığlık atarak "Hemen buraya gel ve lanet suçlarının bedellerini öde!Yoksa senin yerine Bong Cha'nın ölmesi daha mı iyi olur?"diyerek ekledi daha da sinirlendiğini belli eden bir ses tonuyla


Bong Cha'ya zarar verecek...Benim yüzümden...


Daha fazla dayanamayarak, Kwang Ho'nun kollarından kurtulup birden Hei Ryung'ın karşısında belirdim.Kwang da yerinde durmamış peşimden gelmişti.


"Ne kadar duygusal!" dedi Hei Ryung alaycı bir gülümsemeyle


Hemen sonrasında,Bong Cha’nın bulunduğu yerden ayrılıp bize doğru birkaç adım attı.

“Önce hanginizi öldürsem?”dedi silahı sırayla Kwang Ho ve bana doğrultarak

“Beni öldür!Onları bırak!” dedi Kwang Ho hızlıca

“Saçmalama!İstediğin benim onları bırak!” dedim bağırarak

“Ada kapa çeneni!”dedi Kwang Ho kızgın bakışlarıyla

“Asıl sen ka…”

“Kesin artık ikiniz de şunu!” dedi Hei Ryung sinirli bir ifadeyle, hemen ardından derin bir nefes alıp ekledi “Önce kimi öldüreceğime ben karar veririm!”dedi ve silahını Kwang Ho’ya doğrulttu.

“Kwang Ho, öldükten sonra suratını görmek için sabırsızlanıyorum Ada!” dedi

Kwang Ho’yu öldürecek…Bu sefer öldürecek…

Onu korumalısın Ada!

Hei Ryung, silahını Kwang Ho’ya sabitledi.

Şimdi Ada…

Silah sesi…

Acı hissetmiyorum…Yoksa öldüm mü?

Silah ateşlenmeden önce Kwang Ho’nun önüne atlamıştım, yere düşüp acıyı hissetmemle kendime geldim.

Ölmemişim…Vuruldum mu?

Gözlerimi açtığımda Hei Ryung kanlar içinde yerde yatıyordu.Başından vurulmuştu.Açık ve ifadesiz gözleri boş boş bana bakıyordu.

Kwang Ho, hemen eğilerek bana sarıldı.Büyük bir gürültü duyuluyordu etrafımızda. Başımızı yerden kaldırdığımızda karanlığın içinden birçok el fenerinin ışığı görünüyordu, çok geçmeden polisler kapladı etrafımızı…

“İyi misiniz?!”dedi bir ses karanlığın içinden endişeli bir tonla…

Bu soruya Ne Kwang Ho ne de ben cevap vermedik.

“Çok üzgünüm, geç kaldığımız için çok üzgünüm…” dedi aynı ses…

Bu ses Menajer Ho’ya aitti.

***


 Bir hafta sonra...

"Acele et Kwang Ho!Ben bile hazırlandım, sen hazırlanamadın!Bu kadar süslenmene ne gerek var!Ailem neredeyse hava alanına gelmek üzere!" dedim endişelenerek

 "İlk izlenim çok önemli, müstakbel anne ve babam üzerinde iyi bir izlenim bırakmalıyım!" dedi sırıtarak

Zil sesi... 

"Acele et!Kapıyı aç!" dedi Kwang Ho kravatını bağlarken

Başımı iki tarafa sallayıp kapıya yöneldim.

"Bizsiz gitmeyi düşünmüyordunuz değil mi?!"dedi Bong Cha 

"Bizsiz hiç bir yere gidemezler!" diyerek sırıttı Young Nam

 "Yaraların çabuk iyileşmiş kısa süreli ev arkadaşım!"dedi Kwang Ho sırıtarak

"Allah iyinin yanındadır !" diye ukalaca gülümsedi Young Nam sırıtarak...

***



10 yıl sonra

“Çocuklar kavga etmeden oynayın” dedim bahçede oynayan çocuklara bağırırken

“Aisssh!Ada bunlar yine kavga ediyorlar!Hiç bize çekmemişler!”dedi Bong Cha dudaklarını büzerek

“Sanırım daha çok babalarına çekmişler” dedim gülümseyerek

“Kesinlikle haklısın!Aynı Kwang Ho ve biricik kocacım Young Nam gibi!”dedi Bong Cha sırıtarak

“6 yıldır, birlikte çalışmalarına rağmen hiçbir değişiklik yok, hala ilk günkü gibiler!”dedim sırıtarak

“Yine mi bizi çekiştiriyorsunuz!” dedi Young Nam kolunu Bong Cha’nın omzuna dolayıp yanağına öpücük kondururken


“Hiç değişmeyecekler!”dedi Kwang Ho belimden sarılırken ve hepimiz birden gülüşmeye başladık.

Son!


Son Söz: Hikayemin yeni bölümünün gelmesini sabırla bekleyen ve gecikmeler konusunda anlayışlı olan bütün okuyucularıma teşekkür ederim :) 

Bölümleri ilk zamanlarda olduğu gibi maalesef hızlı yazamadım, hem zamanım olmadığı hem de yeni şeyler üretmekte zorlandığım için...Tabi bunda, hikayeyi zamanında yayınlayamadığım için, aldığım ama yayınlamadığım hakaretler içeren adsız yorumlar sonrasında hikayeden soğumamın da etkisi var.Neyse...

Uzun bir süre yeni bir hikaye yazamayacağım.İnşallah temmuzdan ayında yine döneceğim buraya, yeni bir hikaye yazmak için :) Bu sefer üçüncü kişinin ağzından olacak, inanın ki birinci kişinin ağzından yazmak çok zor, sadece bir kişinin duygularını vermek, diğerlerine onun gözünden bakmak,ne tepkiler vereceğini tahmin etmek... Neyse, konuyu fazla uzatmayayım!Umarım finali beğenmişsinizdir!Okuduğunuz için teşekkürler! :)  Kendinize iyi bakın!!



62 yorum:

  1. Ahhh yazmisin cok mutlu oldum ama simdi derse gitmem gerek yaa offf:((ama eve gelince okuyabilirim :))cook tesekkurler:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım okuduğunda beğenirsin canım :)

      Sil
  2. Valla ellerine sağlık sonunu yüzümde aptal bir sırıtmayla bitirdim. Aldığın eleştirilere gelince de her yazar eleştirilir ancak hiç bir şekilde hakarete uğramamalıdır. Bence çok güzel yazıyorsun. Bu senin içinde var!! Sakın kendini bir kaç dengesiz yüzünden kötü hissetme ve eminim ki yeni hikayelerinde bundan kat kat güzel olacak ve bende zevkle okuyacağım. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani animelerde manga çizerleri yetiştiremeyince üstlerinden hep azar işitir ya aynı o şekle dönmüştü olay :) İlk başlarda olaylar elimde hazır olduğu için yazmam zor olmuyordu, hepsi daha önceden defterimde yazılıydı ama sonra olayları değiştirince her şey değişti ve yazılması gecikti :) Neyse en sonunda bitirdim ve mutluyum, özgürüm ayrıca teşekkür ederim, beğenmene de sevindim :)

      Sil
  3. Ben zaten böyle hikayelere olaylara bayılırım ama senin hikayeyi ele alış şeklin çok farklıydı. Resmen parmağının ucunda döndürdün hikayeyi. Olayları çok farklı yerlere çektin değiştirdin. Bu yüzden okumaktan zevk aldım yeni yazılarını dört gözle bekliyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çok daha hain planlarım vardı Ada hakkında ama onlar da artık başka hikayelere kalsınlar :)) Yeni hikayemi gün gün not defterime kaydedeceğim ki yayınlamam gerektiğinde bir daha sorun yaşamayayım, teşekkürler yeniden :)

      Sil
  4. gerçekten çok güzeldi. diğer hikayenin sabırsızlıkla bekliyorum young nam vurlduğunda okumayı bıraktım ve ağladım ağlamam bittikten sonra tekrar devam etince yaşadığını görmek çok sevindirdi beni yeni hikayeni sabırsızlıkla bekliyorum sana güveniyorum umarım güzel bir hikaye daha çıkar senden :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim ya, ağlama bizde hep iyiler kazanır!Gerçek hayatta iyilerin kaybetmesine inat yaptım her şeyi :) Ayrıca beğenmene çok sevindim :))

      Sil
  5. gerçekten çok güzeldi. young nam vurulduğunda durup ağladım tüylerim diken diken oldu sonra dönüp okumaya devam ettiğimde gerçekten onun isminin geçtiği bölümü okuduğumda monitürün ekranında otuziki dişimi görebiliyordum HARİKAYDI. yeni hikayenin sabırsızlıkla bekliyorum. başarılar ve tebriklr :D

    YanıtlaSil
  6. gerçekten güzeldi sanki bir dizi izler gibiydi. Ellerine ve emeğine sağlık ... ayrıca yazmak hakkında hiç bir tecrübesi olmayan o gereksiz insanların gereksiz yorumlarını da kafana takma :)))))))))))))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmen çok sevindim!Hikaye bitti ya takmıyorum artık:))

      Sil
  7. Ellerine sağlık tek solukta okudum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim canım sonunda finale bağladığım için huzurluyum ^^

      Sil
  8. En sevdiğim dizi olan karagülün yeni bölümünü izlemedim sırf hikayeni merak ettiğim için.Her bölümde şaşırtıyorsun okuyucularını :)
    Birşey sorabilir miyim?Bir hikayeyi ya da hikayenin bir bölümünü yazman ne kadar zamanını alıyor çünkü yazdıkların çok etkileyici.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk yayınlamaya başladığımda haftada 3 bölüm yazabiliyordum, çünkü aklımda belirlediğim bir kalıp vardı.Olaylar da yeni olduğu için ilerleyebiliyordu, sonlara doğru vakit azlığından biraz da yeni bir şey bulamamamdan zorlanmaya başladım.Bir de geç yazıyorum diye hakaretli, saçma sapan yorumlar alınca hikayeden soğudum, yoksa daha kısa zamanda bitebilirdi :)

      Sil
    2. Bence hakaretleri haketmiyorsun.Yeni hikayeni sabırsızlıkla bekliyorum fighting :)

      Sil
    3. Teşekkür ederim canım, ilk zamanlarda moralimi bozuyordu ama şimdi umrumda değil:) Nasıl olsa hikaye bitti :))

      Sil
  9. ohaa yaa çok iyiydi gerçekten çok iyi bir yazarsın yazar olmayı hiç düşündünmü temuzz çok geç ya nolur çebalyoo erken gelsin yeni hikaye çebalyoo :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim:)) Dur öyle hemen olmaz, biraz özgürlüğümün tadını çıkarayım :D Hem yeni hikayemde neler yazacağımı belirlemem lazım ;)

      Sil
    2. o da var ama valla çok iyi yazıyosun çabuk dön lütfeen yeni hikayende birsürü birsürü duygular olsun :D

      Sil
    3. o da var ama valla çok iyi yazıyosun çabuk dön lütfeen yeni hikayende birsürü birsürü duygular olsun :D

      Sil
    4. Tamam canım inş. beklentileri karşılayabileceğim bir hikaye olacak :)

      Sil
    5. halaa temmuza giremedik yaa çok sabırsızım biliyorum ama biraz erken gelse olmasmıı hı :D

      Sil
    6. Daha vakit bulup not almaya bile başlamadım:))

      Sil
    7. ohoo daha bekliycez yani hı peki madem tekrermı okusam diye düşünüyorum ya

      Sil
  10. Bu hikaye icin tesekkurler finalide cok.iyi olmus umarim temmuzda tekrar yazman dilegiyle:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler canım beğenmene çok sevindim :) Umarım yeni hikayemde güzel olur :)

      Sil
  11. Sen bir harikasın! İts great :)))))))

    YanıtlaSil
  12. Oo, benim tarzıma benzettim.

    Çokça.

    Sevgiler.:)

    YanıtlaSil
  13. Yani yazı dilini değil, blog konseptini. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogunu inceledim :) Ama açıkçası ben pek benzetemedim:))

      Sil
    2. Hikaye serisi olarak...

      Sil
    3. Benim gibi bir şey yapan bir blogger'la daha ilk kez karşılaştım, ilginç oldu. :)

      Sil
    4. Ayy çok özür dilerim şimdi fark ettim :) Normalde bu blog benim 2. blogum, zaman buldukça hikaye yazmak için... )

      Sil
    5. ben de beklerim o halde... :) benim de 3 taneler. :)

      Sil
  14. Gerçekten harika bir hikaye yazmışsın. Muhteşem bir sürükleyiciliği var; bayıldım :) En kısa zamanda yeni hikayeler yazman dileği ile... Başarılar. :)

    YanıtlaSil
  15. Yeni hikayenin konusu belli oldu mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taslağını belirledim, birkaç bölüm oturtayım aklımda ona göre bilgi vereceğim blogda:)
      Takipte kal ;)

      Sil
  16. Yanıtlar
    1. Gün veremem ama başlangıç taslakları hazır :)

      Sil
  17. acayip güzel bu hikayeyi okumaya dün okumaya başlamıştım şimdi bitti hala şoktayım ne kadar güzel yazmıssın ya ... devamını bekliyorum:)))))))

    YanıtlaSil
  18. Tüm bölümleri çook güzeldii :) umarım yeni hikayelerinizi kısa zamanda okuyabilirzz:)

    YanıtlaSil
  19. Tüm bölümleri çook güzeldii :) umarım yeni hikayelerinizi kısa zamanda okuyabilirz :)

    YanıtlaSil
  20. Yeni hikaye ne zaman geliryo :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılmam gereken bir sınav var onu atlatayım gelecek :)

      Sil
  21. Heyecan ile bir günde bitirdiğim bir hikaye oldu gerçekten iyi yazıyorsun ama bir kaç noktada takıldım beni aydınlatırsan sevinirim birincisi hikayenin başlarında ışığı kim kapatmıştı bunu açıklamamışsın hala kim kapattı meraktayım ikincisi ise başlarda Kwang Ho'nun 5 gün sonrasında doğum günü olduğunu belirtmiştin ama ne biliyim orda ben hikayede bir doğum günü sahnesi beklemiştim ama herhalde gözünden kaçtı ^_^ Ama genel olarak mükemmel bir hikaye olmuş yeni hikayelerini Dört göz ile bekliyorum ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kwang Ho'nun doğum gününü unuttuğumu, bugün kuzenim okurken fark ettik :) Tamamen olayların arasında kaynadı... Işık olayını hatırlayamadım hangi ışık ?

      Sil
    2. Aaa pardon Ada hani lavaboda kalıyor ya kapıyı yazacağıma ışığı yazmışım ^_^

      Sil
    3. Jin Ae yaptı, Hei Ryung için..Aslında daha karmaşık sahneler planlıyordum fakat yeni bölüm baskıcıları yüzünden hikayeden soğudum...Yeni hikayem üzerinde düşünüyorum artık, bakalım... :)

      Sil
    4. Pekala beklemedeyim ^_^ Bu arda bu yeni bölüm baskıcılarının baskılarına mağruz kalmak istemiyorsan hikayeyi yazmayı bitirdikten sonra yayınlamaya başlarsan senin için daha iyi olur senin kadar iyi olmasada bende yazıyorum arada gerçekten ilham gelmeden olmuyor...

      Sil
    5. O şekilde yazamıyorum, illa ki yayınlamam gerekiyor yoksa olayları değiştirip duruyorum :)

      Sil
  22. hayal gücünüz de kaleminiz kadar kuvvetli. uzun ve iyi yazabilen bir blogger keşfettiğim için mutluyum. kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  23. Daha bugün keşfettim burayı.Ah ne kadar üzüldüm.aslında Kore Günlüklerim'i 1 sene oldu ama mimlere dıylara dizi anime mangalara bakıyordum hemen bitirdim.Eline ve düşüncelerine sağlık.Keşke biraz daha uzun olsaydı (taabii kafa patlatan ben değilim) ama ççok güzel bir sonla bitti ve akılda soru kalmadı(keşke annelerinin kore de ki anıda okubilseydik).Ama sen bana aldırma ben yazmaya çalışsam bu hikayenin sadece ilk cümlesini yazardım o da ''Merhaba ben Ada'' tekrardan emeğine sağlık başka hikayelerde görüşmek üzere.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Vakit sorunu yaşıyorum hayatımı tam oturtamadığım için yazamıyorum, bir de çok fazla fikir çalınması olduğu için de yazmaktan soğuyorum :/

      Sil

♥ Bu bölümü nasıl buldun?Peki fikrini bizimle paylaşmaya ne dersin? ^^ ♥

Tasarım:Sawako Kuronuma