26 Eylül 2013 Perşembe

Kara Kutu-Bölüm 10




Dostunu kendine yakın tutacaksın!Düşmanını daha yakın...



"Bir dahaki sefere şanslı olmayacağını söylemiştim..."


Olduğum yerde donup kalmıştım.Kwang Ho ise sıkıca tuttuğu belimi bırakarak gülümsedi.


"Yakında tekrar görüşeceğiz"dedi ve arabasına binerek uzaklaştı.



Bense olduğum yerden hala kımıldayamıyordum.Yanaklarım kızarmaya başlamıştı.Gece karanlığında havanın serinlemesine rağmen vücudum yandığını hissediyordum.



Kendime gelmeden yurdun kapısına doğru hareket etmeye başladım.Kapıdan girdiğimde Hei Ryung'la dedikoduya dalan güvenlik görevlisi beni fark etti.


"Ada!Daha yeni mi geliyorsun?!"dedi endişeli gözlerle bana bakarak.


"Sadece hava almaya çıkmıştım" dedim hafifçe gülümseyerek.


"Hasta mısın?Yanakların kıpkırmızı olmuş!Gel bir ateşine bakayım"dedi gözlerini kocaman açarak.


"Soğuktan kızarmıştır " dedi Hei Ryung ve hızlıca kolumdan çekerek beni oradan uzaklaştırdı.


Asansöre biner binmez:


"Neden bu kadar geç kaldın?Bir sorun mu çıktı yoksa?"dedi endişeli gözlerle...


Cevabımı vermeden asansör ikinci kata gelmişti bile.


"Odada konuşuruz" diye karşılık verdim.


Nasıl söylemeyi düşünüyorsun bunu Ada?!


Yalan mı söylesem ya da hiç söylemesem...Ama Bong Cha görmüştür çoktan bizi Kwang Ho ile o halde...


Bong Cha gördüyse herkes görmüş demektir Ada!En iyisi doğruyu Bong Cha söylemeden söylemen...


Odaya girene kadar Hei Ryung'la konuşmadık.Odanın kapısını açtığımda büyük bir sürprizle karşılaştım.Bong Cha elinde fotoğraf makinesiyle, Hei Ryung'ın yatağına uzanmış uyuyakalmıştı.


Odaya girme tıkırtılarımızla yerinden kalkıp gözlerini ovuşturdu.


"Nerede kaldınız?"dedi sakin uykulu ses tonuyla...


"Ne kadar sevimli gözüküyorsun böyleyken"diye sırıtıp Bong Cha'nın yanaklarını sıktım.Yanaklarını avuç içleriyle kapatarak:


"Aissshh Ada!Yapma acıyor..."diye sızlandı Bong Cha.


Bense durumdan fazlasıyla memnundum.Bong Cha, aşağıda yaşadığım olaya dair hiçbir şey görmemişti ve bu da kimsenin bunu öğrenmeyeceği anlamına geliyordu.


Ellerini yanaklarından çekip birden Hei Ryung'a döndü. 


"Ada, Kwang Ho ile birlikteydi ama sen bu saate kadar neredeydin?" dedi.


Gözlerini kocaman açmış ciddi bir ifadeyle Hei Ryung'a bakıyordu.Bong Cha'nın meraklı olduğu bir gerçekti ama ciddiyet kelimesini asla onunla ilgili bir cümlede kullanmazdım.Bong Cha, her şeyden önce patavatsızlığı ve ciddiyetsizliğiyle tanınırdı.Bu ifade benim de meraklanmama neden olmuştu.Meraklı gözlerle artık ben de Hei Ryung'a bakıyordum.


Hei Ryung ise eline aldığı siyah bir hediye kutusunu dolabın üst rafına koymaya çalışırken, kımıldamadan bir süre sessiz kaldı.Daha sonra kafasını bize çevirip:


 "Jin Ae ile görüştük, başka kimle olabilirdim ki?" dedi hafif bir gülümsemeyle sonra tekrar dolaba doğru döndü.


Bu cevap beni tatmin etmişti ama Bong Cha'yı tatmin etmişe benzemiyordu.Yüzünde hala ciddi ifade yerleşik bir vaziyette duruyordu.


Acaba neye bu kadar kızdı?Bu gerginliğin tam olarak sebebi ne?Bong Cha neden bu kadar ciddi?



Bakışlarım Bong Cha'ya kilitlenmişti.O ise bir süre sonra bakışlarını Hei Ryung'dan ayırdı ve bana baktı.Hemen ardından yine eskisi gibi gülümsemeye başladı.Hiçbir şeye anlam veremiyordum.Benden gizlenen bir şeyler olmalıydı.


İkisi benden tam olarak neyi gizliyor?!


Bong Cha, sol kolunu çevirip saate baktı ve yine eski tavrıyla:


"Aisssh çok geç olmuş!Hemen yatmaya gidiyorum ben.İyi geceler kızlar ve unutmadan fotoğraf makinesi bende kalıyor Ada!"dedi ve gülümseyerek odadan ayrıldı.


Hei Ryung ise kafasını gömdüğü dolaptan ayırdı ve bana döndü.


"Saat gerçekten çok geç olmuş!Artık uyumalıyız" dedi esneyerek...


Yüzünde yine o belli belirsiz gülümseme belirmişti.Diretmek için fazlasıyla yorgun hissediyordum kendimi...


Yüzüme aynı hafif gülümsemeyi yerleştirip hiçbir şey olmamış gibi esnedim.


"Evet!Çok yorgun hissediyorum kendimi.İyi geceler..."


Hei Ryung, hiçbir şeyden şüphelenmediğimi düşünüp ışığı söndürüp yatağına uzandı.Benimse tek yaptığım yatakta uyuyor numarası yapmaktı.


Hei Ryung ve Bong Cha'nın bilip benim bilmediğim şey ne?!


Ahh Ada boşver!Yarın düşünürsün bunları...Yorgunluktan ölmek üzeresin!


Başımı yan çevirip iyice yastığa gömdüm kafamı..."Yorgunluktan ölmek üzereyim" lafının tam karşılığıydı bu halim ama ters giden bir şeyler vardı.Yastıktan farklı bir koku yayılıyordu.


Bu yastı...Bu yastık Kwang Ho kokuyor!Doğru ya, daha 15 dakika önce bu yatağa uzanmıştı!Sonra dışarda...


Aklına o sahneyi sakın getireyim deme Ada!Kendine gel!


Yavaş yavaş gözlerim kapanmaya başlamıştı.Hayalimde canlanan sadece Kwang Ho'du.



***



Sabah her şey normale dönmüştü.Üçümüz eskisi gibi üniversite yolunu birlikte yürüyorduk.Bong Cha her zamanki dedikodularını yapmaya devam ediyordu, Hei Ryung'ın da gülümsemesi yerli yerindeydi.


"Güzel Sanatlar Fakültesindeki Jung Soo adındaki kızı tanıyor musunuz?" dedi Bong Cha gözlerini kocaman açarak.


"Hani şu saçlarını yeşile boyatan tuhaf kız!"dedi Hei Ryung gülümseyerek.


"Evet!Onun büyük bir reklam teklifi aldığını duydum!Bilin bakalım ne reklamı?!!"


Büyük bir heyecanla vereceğimiz cevabı bekliyordu.İlk ben atıldım.


"Saç boyası!"dedim sırıtarak


"Makyaj da olabilir" diye atıldı Hei Ryung 


"Hayır tuvalet kağıtı reklamı!Okulun dedikodu sayfası bu konuyla çalkalanıyor" diye sırıttı Bong Cha.


Artık iyice rahatlamış hissediyordum kendimi.


Demek ki her şey benim kendi kendime kuruntu yapmam!Ortada sır falan yok...


***


Üniversiteye geldiğimizde Jin Ae, diğer günlerde olduğu gibi koşarak Hei Ryung'ın boynuna sarıldı.Hei Ryung bir anda afallamıştı.Jin Ae kollarını Hei Ryung'ın boynundan çekip:


"Günaydın kızlar" diyerek gülümsedi.


Hepimiz gülümseyerek "Günaydın" yanıtını verdik.


"Hei Ryung'ı biraz yanınızdan alabilirim değil mi?Sadece okul saatlerinde görüşe..."


"Gidelim" diye atıldı birden Hei Ryung ve bize dönüp, şaşkın bakışlarımıza aldırmadan:


"Siz ilerleyin.Ben daha sonra size yetişirim"dedi aceleyle.


"Sorun değil.Dersin başlamasına daha yarım saat var" dedim hafifçe gülümseyerek ve Bong Cha'ya dönüp "Hadi gidelim" dedim


Bong Cha'nın yüzüne baktığımda yüzünün ciddi bir hal aldığını farkettim.Aptalca gülümsemesi yer almıyordu bu kez...Yine aynı, bir önceki gecenin ciddiyeti sarmıştı yüzünü ve ben neler olduğunu deli merak ediyordum.Daha fazla kendimi tutamayarak ağzımı açacak oldum ki, birinci sınıflardan bir kız koşarak yanımıza geldi.


"Bong Chaaa!Young Nam fan kulübünün olağanüstü hal toplantısı var bugün!Ders başlamadan önce demiştin herkes seni bekliyor!!"dedi nefes nefese kalmış bir şekilde.


"Ne?!Olağanüstü hal mi?"dedim şaşkınlıkla.


Birinci sınıf kız gözlerini kocaman açarak:


"Young Nam, fan kulübünden olmayanlara bilgi veremiyoruz"dedi ciddi bir ifadeyle, baştan sona beni süzerek...Benden hoşlanmadığı her halinden belliydi.


Bong Cha, birinci sınıf kızı hemen yollayıp bana doğru döndü ve:


"Ona aldırma sen!Toplantıyı hemen halledip geleceğim fakültenin etrafındaki masalardan birine otur"dedi bu sefer sırıtarak.


"Peki..."dedim hafifçe gülümseyerek.


Yine yarım kalmıştı soracaklarım ya da soramadıklarım...


Benden ne saklıyor bunlar?


Derin bir iç çekerek fakültenin önündeki masalara doğru yürümeye devam ettim.


Lanet olsun masaların hepsi dolu!Bugün kesinlikle şanssızım!Oradaki kitap okuyan, Jae Hwa değil mi?Yanına gidip otursam mı?


Saçmalama Ada!Kız o gün kolunu kopartacak gibi çekmemiş miydi?Şimdi gidip yanına oturmayı mı düşünüyorsun?!


Ama o gün bana Türkçe konuşarak "Güvenme" dememiş miydi?Neden demişti?Hem Türkçe konuşmayı nereden biliyor?!Bunu öğrenmek için başka bir şans bulamayabilirim!


Merak konusunda Bong Cha'ya rakipsin Ada!!Böyle korkmuş bir ifadeyle onun yanına gitmeyi düşünmüyorsun değil mi?!Sakinleş önce...

Kendimi sakinleşmeye zorlayarak Jae Hwa'nın olduğu masaya doğru ilerledim.Jae Hwa başında dikildiğimi farkedince başını yavaşça kaldırıp suratıma baktı.

"Oturabilir miyim?" dedim zoraki bir gülümsemeyle.


"Otur" dedi ve tekrar başını kitaba gömdü.


Ne kadar da arkadaş canlısı!Şimdi ben nasıl soracağım ona!


Ya şimdi sorarsın Ada ya da hiçbir zaman!

"Neden o gün bana güvenme dedin?Hem Türkçe'yi de nereden biliyorsun!" dedim aniden atılarak.



Jae Hwa ise başını kitaptan bir an olsun kaldırmadan birkaç saniye öylece durdu.Başını hafifçe kitaptan kaldırarak okuduğu sayfanın kenarını kıvırdı ve kitabı kapadı.Gözlerini dikmiş ciddi bir bakışla bana bakıyordu şimdi.


"Eski sevgilim bir Türk'tü, Türkçe'yi ondan öğrendim"dedi.


Yüzündeki ifade,ciddi ifadeden çok üzüntülü bir ifadeyi andırıyordu artık.


"Kötü hissettirdiysem üzgünüm"dedim mahcup bir ifadeyle ama hala deli gibi neden öyle söylediğini merak ediyordum.



Jae Hwa ise, gözlerini benim gözlerime dikip bir iki saniye baktı sonra da hafifçe gülümsedi.


"Önemli değil...O kelimeyi neden öyle söylediğime gelince; güvenmemen gereken kişiler var"dedi 


"Kim?!"diye atıldım tekrar kendimi tutamayarak.


O ise gözlerini hafifçe kısarak zeki gülümsemesini takındı ve:


"Çok şanslısın Ada...Seni seven iki  yakışıklı çocuk var ve her zaman her şartta yanında olan arkadaşın Hei Ryung...Hayatın sence de fazla kusursuz değil mi?"dedi.


Söyledikleri karşısında afallamıştım.


"Ne demek istiyorsun?"dedim şaşkın gözlerle.


"Hei Ryung dün akşam neredeydi Ada?" diye sert bir şekilde sordu.Az önceki gülümsemesinden eser bile kalmamıştı.Kaşlarını çatmış dik bir şekilde bana bakıyordu.Bense şaşkın gözlerle onun yüzündeki ifadenin değişimini izliyordum.


"Jin Ae ile..."dedim anlam veremeyen gözlerle.


Jae Hwa ise cevabım karşısında aptal bir gülümseme atıp kaşlarını kaldırıp arkasına doğru yaslandı.Daha rahatlamış gözüküyordu şimdi.


Gözlerini gözlerime dikip yine aynı zekice gülüşünü attı.


"Jin Ae, dün bütün gün bizimleydi...O kızın Jin Ae'yi kullanmasından bıktım!"dedi ve masanın üzerindeki kitabını alıp masadan kalktı.


Masada öylece kalakalmıştım.


Hei Ryung bana yalan söyledi ve Bong Cha bunu biliyor!Bong Cha'nın dün akşam o kadar ciddi olmasının sebebi buydu demek!Sürekli Jin Ae'yi kullanması, daha önce de mi onu kullanarak yalan söyledi?Peki Hei Ryung, Jin Ae değilse kiminle görüştü?!Neden herkes benden bir şeyler gizliyor!

Dirseklerimi masanın üzerine koymuş, yüzümü ellerimle kapatmış bir şekilde olanlara anlam vermeye çalışıyordum.

Neden??

"Ada, ne yapıyorsun burada tek başına?"

Duyduğum bu ses karşısında ellerimi yüzümden çekip başımı sesin geldiği yöne çevirdim.Konuşan kişinin Young Nam olduğunu gördüm.Büyük bir dikkatle bana bakıyordu.


"Bir sorun mu var?Moralin bozuk gibi duruyor..." dedi endişeli bir yüzle.


"Hayır, hiçbir sorun yok.Tek başımayım çünkü; Hei Ryung kız kardeşiyle, Bong Cha da senin fan kulübünün toplantısında"deyip gülümsedim.

"O zaman baş başa kaldık.Etrafta Kwang Ho yokken konuşabiliriz" dedi hafif bir gülümsemeyle...


Kwang Ho'nun ona yaptığı o hareketten dolayı hala bana kırgın olduğu belliydi.Kendimi kötü hissederek olayı açıklamaya çalıştım.


"Young Nam aslında..."


Konuşmam Young Nam'ın konuşmasıyla kesildi.


"Önemli değil.Artık bir şey olduğunda çekip gitmeyeceğim ve senden dinleyeceğim" diyerek gülümsedi.


Onun gülümsemesine ben de gülümseyerek karşılık verdim ama aklım hala Hei Ryung daydı.


Neden bana yalan söyledi?Neden...?!


"İyi olduğundan emin misin?" dedi Young Nam bu sefer daha da endişeli görünerek.


"Eminim"dedim gülümseyerek ve hemen konuyu değiştirmek için ekledim "Dün ne konuşacaktın benimle?"


Ani sorum karşısında Young Nam birden afalladı ve kızarmaya başladı.Derin bir nefes alıp:


"Şimdi söyleyemezsem bir daha söyleyemem.Ben sende.."


"Çok geç kalmadım değil mi?"


Young Nam'ın konuşması Hei Ryung'ın gelmesiyle yarıda kaldı.Hei Ryung nefes nefese kalmış bir şekilde birden yanımızda belirivermişti.


"Yok.Biz de Young Nam ile konuşuyorduk"dedim gözlerimi kaçırarak.


Young Nam'ın yüzü ise birden ciddileşmişti.Söyleyeceği şeyin ikinci kez kesilmesi onu rahatsız etmiş olmalıydı.


"Bölmedim değil mi?"dedi Hei Ryung yüzüne endişeli bir ifade takınarak...


Kafamı çevirerek Young Nam'a baktım.Suratı ciddileşmiş bir şekilde başka bir yöne bakıyordu.Young Nam'ı bırakıp durumu toparlamak için atıldım.


"Yok bölmedin.Otursana"dedim gülümseyerek.


Hei Ryung'ın yanıma oturmasıyla ortam tamamen sessizleşmişti.Ayrıca,Hei Ryung her zamankinden farklı görünüyordu.Yüzünde o eski saf gülümsemesi yoktu artık, ifadesi fazlasıyla donuktu.Young Nam ise açıkça onun gelişinden duyduğu rahatsızlığı belli ediyordu.


Bunların sorunu ne?!Keşke Bong Cha burada olsaydı ortamı yumuşatırdı!


Ama Bong Cha yok şu an Ada!Artık sen de tek başına bir şeyler yapabilmelisin!


Ama ne söyleyeceğim ki şimdi?


Ne düşünüyorsun?!Saçmala konuş ortam yumuşasın!


Konuşmak için ağzımı açmak üzereyken duyduğum ses karşısında tekrar sustum.


"Böyle ciddi bir şekilde ne yapıyorsunuz burada?" 


Kafamı çevirdiğimde Bong Cha'yı gördüm.Öyle rahatlamış hissediyordum ki kendimi...


Allah'tan başka bir şey dilesem olacakmış demek ki!Şimdi Bong Cha ortamı yumuşatır...


Ama hiçbir şey beklediğim gibi olmadı.Bong Cha, her zamanki gülüşünden farklı yapmacık bir gülümsemeyle Young Nam'ın yanına oturdu.Ortam daha da gerilmişti şimdi.


Sorun tam olarak ne?


Onu boşver Ada!Ortamı yumuşatacak bir şeyler söyle! 


Ama merak ediyorum!


Daha fazla kendime hakim olamadım ve:


"Benim bilmediğim bir sorun mu var?Hepiniz sabahtan beri bir tuhaf davranıyorsunuz?"dedim suratımı asarak...


"Benim bir sorunum yok"dedi Hei Ryung hafifçe gülümseyerek.


Bong Cha, kendini toparlayarak "Bizim de bir sorunumuz demi Young Nam?"dedi.


Young Nam'a dönmüş ondan onay bekliyormuşçasına onun yüzüne bakıyordu.


"Hayır yok..." diye karşılık verdi Young Nam sessizce.


Hiçbirinin verdiği cevap inandırıcı değildi.İki kişilik sır saklayan gruba Young Nam da dahil olmuştu şimdi.Suratımı asmış, inanmadığımı belli ederek yüzlerine bakıyordum.


Bong Cha, sinirlendiğimi anlamış olacak ki konuyu değiştirmek için atıldı.


"Proje ödevini ne zaman yapacağız?"


Bong Cha'nın bu cümlesiyle, aklımdaki bütün Brezilya dizisi formatındaki düşünceler uçup gitti.


Doğru ya proje ödevi!!


"En önemlisi nerede yapacağız!!"dedim hayal kırıklığına uğramış bir ifadeyle.



Proje ödevini teslim etmek için son 1 hafta kalmıştı.Artık hepimizin toplanıp bir çizim  yapması gerekiyordu.Ama en büyük sorun şuydu;”Nerede çizim yapacaktık?!”

Bong Cha, hiç düşünmeden konuşmaya başladı.

“Young Nam, bizim yurda gelsin.Kız kılığına girer ve böylelikle kimse onu farketmez.Aynı Ma Boy dizisindeki gibi, çok havalı!Zaten Young Nam’ın yüzü bir kız yüzü kadar pürüzsüz!!”



Hei Ryung, gözlerini kısıp ters bir şekilde Bong Cha’ya baktı, hafif sinirli bir ses tonuyla konuşmaya başladı:

“Saçmaladığının farkındasındır umarım Bong Cha ama hiç sanmıyorum farkında olduğunu!Lütfen biraz ciddi düşün.Kütüphane nasıl sizce?”

Suratımı düşürerek;

“Kütüphane erken kapanıyor, yetiştirmemiz imkansız…”dedim

Artık üçümüzünde yüzü düşmeye başlamıştı.Üçümüz aramızda ne yapacağımızı tartışmaya devam ettik.

“Kafe nasıl olur?”

“Kafede çizim yapmayı nasıl düşünüyorsun!O kadar ses-gürültü!”

“Karaoke odası kiralayıp çalışabiliriz!”

“Saçmalamayı keser misin?!”

“En iyisi Young Nam’ı kız kılığına sokmak!”

“Aissshh Bong Cha!”

“Offf Bong Cha!”

Young Nam’ın kahkahalarıyla hepimiz birden sustuk.Young Nam’ın gülümsemesine birkaç kere şahit olmuştuk ama kahkahasına ilk defa şahit oluyorduk.Bu hepimizi şaşırtıp susturmaya yetmişti.


Young Nam, üçümüzün de ona şaşkınlıkla baktığını fark edince kendini toparladı ve:

“Bizim evde çizim yapabiliriz.Hem kendime ait bir çizim odam ve masam var.Bu da bize oldukça kolaylık sağlayacaktır.”dedi mutlulukla.

Hei Ryung ve ben bu cevap karşısında şaşırmıştık ama Bong Cha gayet rahattı.

“Sen ve üçümüz bir evde!Başbaşa!Sınıftaki kızlar bunu duyunca çok kıskanacaklar!!Hemen bunu twit atmalıyım”diye muzurca gülümsedi Bong Cha.

Git gide yüzümün kızardığını hissediyordum.Bong Cha’nın aptalca cümleleri daha çok utanmama sebep oluyordu.Hei Ryung da rahatsız olmuştu bu durumdan, Bong Cha’yı susması için dürtüp duruyordu.

Young Nam ise gayet sakin bir şekilde Bong Cha’ya gülümsedi ve:


“Küçük kız kardeşim ve annem de bize dahil olacak” diye ekledi.

Bu cevap beni daha çok heyecanlandırmıştı.Young Nam’ın evine gidecektim ve annesiyle tanışacaktım.

Evet, proje ödevinden dolayı mecburi bir tanışma olacak ama tanışacağım işte…Acaba nasıl biri?Young Nam gibi birini büyüttüğüne göre mükemmel bir kadın olmalı.Büyük ihtimalle güzeldir de…Peki benim gibi yabancı birini nasıl karşılayacak?

"Ders çıkışı uygun mu sizin için?" dedi Young Nam, konuşurken sadece benim yüzüme bakıyordu.


"Bana uyar.Sizin için sorun var mı kızlar?" dedim


Bong Cha "Bana da uyar yani gidebiliriz" dedi yarım gülümsemeyle, Hei Ryung'ın suratına bakmayarak...


"Bana da uyar"dedi Hei Ryung ifadesiz bir biçimde.


"O zaman dersten sonra gidiyoruz.Ben annemi arayıp haber vereyim"dedi Young Nam sakin bir tutumla.


***



Ders bitimi...


Ders boyunca, aralarındaki gerginliğin ne olduğu üzerine düşünüp durdum.


Ne olabilir ki bu?İkisi de Hei Ryung'a düşman kesildiler.Jae Hwa da Hei Ryung ile ilgili imalarda bulundu.Hem Hei Ryung, bana söylediği gibi Jin Ae ile birlikte değilse kimleydi?Neden bana yalan söyleme gereği duydu?Kesinlikle bu gerilimin bu olayla ilgisi olmalı!


Sakin ol Ada!Sen sorsan bile sana olayın ne olduğunu söylemeyecekler...Kısa zamanda ne olduğu ortaya çıkar!


Profesörün dersten çıkmasıyla hepimiz sınıftan ayrıldık.Fakültenin kapısından çıktığımızda çok şık bir araba kapısında şoförüyle birlikte bizim için bekliyordu.Afallamış şekilde Young Nam'a baktım.


"Young Nam, fan kulübünün yazılarını hiç okumuyor musun yoksa Ada?"dedi Bong Cha şımarık bir gülümsemeyle.


Young Nam da gülümsüyordu bu kez ama Hei Ryung'ın yüzüne yine ciddi bir ifade yerleşmişti.Hiç gülümsemeden ilgisizce başka bir yöne bakıyordu.Her zaman tanıdığımı sandığım Hei Ryung'dan tamamıyla farklıydı bu hali...Dikkatlice onun ifadesini incelerken Bong Cha:


"Hadi sen,ben ve Young Nam arka koltuğa oturalım!Tabi ortamıza sen oturmalısın!"diyerek kolumdan çekiştirdi.


Hiçbir şey söylemeden arka koltuğa doğru ilerledim.Hei Ryung ise hızlı hareket ederek ön koltuğa oturmuş ve sert biçimde kapıyı çarpmıştı.Koltuğuna oturduğu gibi kafasını cama çevirip dışarıyı izlemeye başladı.


Bong Cha, yüzümdeki üzgün ve afallamış ifadeyi farkeder farketmez konuyu değiştirmek için Young Nam'a sorular sormaya başladı.


"Hemen Young Nam'ın evine gittiğimizi twit atmalıyım.Young Nam, kız kardeşin 7 yaşındaydı demi?"


"Evet, 2 gün önce 7 yaşına girdi" dedi Young Nam gülümseyerek.


"Kesinlikle doğum günü fotoğrafını bana atmalısın!Young Nam fan kulüp buna bayılacak.Ayrıca en son gördüğüm fotoğrafı çok güzeldi.Dur bakayım bulabilecek miyim?Evet buradaki fotoğraf!Baksana Ada sence de çok sevimli değil mi?"


"Ahh...Evet çok sevimli"dedim ifadesizce.


Resme doğru düzgün bakmamıştım bile.Beni aptal yerine koymaları git gide canımı sıkmaya başlıyordu.Hiçbir şey söylemeden çantamdan romanımı çıkardım ve rastgele bir sayfasını açıp okuyormuş gibi sayfaya gömüldüm.


Aptal mıyım ben?!Ne sanıyorlar bunlar beni?!Bir de hiçbir şey yokmuş gibi davranmaları!Sanki küçücük bir çocuğum ben!Çığlık atıp bağırmak istiyorum...Oyundan dışlanan küçük çocuk gibi hissediyorum kendimi!Ya Hei Ryung!Her zaman o değil miydi beni zor durumlardan kurtaran...Şimdi bana düşmanı gibi davranıyor...Neden?!!


Bong Cha ve Young Nam birkaç saniye yüzüme baktıktan sonra kafalarını cama doğru çevirdiler.Yol boyunca hiçbirimizin sesi soluğu çıkmadı.


***


Bahçe kapısından giriş yaptığımız gibi görkemli bir ev karşıladı bizi...Geleneksel Kore evlerinin mimarisine göre tasarlanmış oldukça modern 3 katlı bir evdi.Evin her tarafına ışıklandırmalar konulmuş ve akşam karanlığında parıl parıl parlaması sağlanmıştı.Açıkçası Young Nam'ın hiç bu kadar zengin bir aileye mensup olacağını düşünmemiştim.Tamam bir idol görünümüne sahipti ama fazlasıyla mütevazi görünüyordu.


Arabadan inip evin kapısına doğru yürümeye başladık.Kapıya geldiğimizde,hizmetçi evin kapısını açtığı gibi küçük bir kız hızla koşarak bize doğru geldi.


"Oppaaaaa!"


Young Nam, küçük kız kardeşini kucaklayarak havaya kaldırdı.


"Bu kadar hızlı koşma Ha Mi" diye gülümsedi kardeşine ve tekrar onu yere indirdi.


Ha Mi, etrafındaki yeni yüzleri incelerken, bir an bakışlarını ben de kilitledi ve:


"Sen, Kwang Ho oppanın elini uzattığı o yabancı kızsın değil mi?!"diyerek gözlerini kocaman açtı.


Lanet olsun yine mi?!diye söylendim içimden...Ağzımı açmama ramak kala Hei Ryung cevap verdi.


"Evet ta kendisi!"dedi içten olmayan bir gülümsemeyle...


Donup kalmıştım.Her zaman zor durumlarda bana yardımcı olan Hei Ryung'dan eser kalmamıştı şimdi...Bong Cha ve Young Nam büyük bir nefretle ona bakıyorlardı.Hei Ryung ise hiç aldırmadan evin içine girmişti bile... 


Hei Ryung'ı kızdıracak bir şey mi yaptım?Ama öyle olsa bile Hei Ryung böyle tepkiler veren bir insan değildi...


Kendine gel Ada!Bunu gerçekten öğrenmek istediğine emin misin?!Öyle olsa bile yalnız bir zamanda sorman daha doğru olur...


Evet...Başbaşayken sormalıyım, Hei Ryung'ın siniri yatışınca...


Hiçbir şey olmamış gibi gülümseyerek Ha mi'ye doğru eğildim.


"Ah...Evet o bendim!Sakarlığım yüzünden düştüm ve Kwang Ho bana yardım etti"dedim.


"Gerçekten çok şanslı olmalısın!Ben büyüyünce onunla evleneceğim haberin olsun.Bu yüzden ondan uzak dursan iyi edersin" dedi çocuksu bir sinirle...


"Pekala...Bu uyarını dikkate alacağım"dedim tekrar gülümseyerek.


Young Nam ve Bong Cha büyük bir şaşkınlıkla bana bakıyorlardı.Bense hiçbir şey olmamış gibi gülümsemeye devam ederek başımı onlara doğru çevirdim.


"Kapıda mı bekleyeceğiz?Bizi içeri davet etmeyecek misin Young Nam?" dedim.


Bong Cha afallamış ifadesini yüzünden yok ederek:


"Evet Young Nam!Daha evinin resimlerini fan kulübü üyeleriyle paylaşmam lazım.Ha Mi bir poz vermeye ne dersin?"


"Ahh...Evet buyrun" dedi Young Nam.Hala üzerindeki şaşkınlığı atamamıştı.


İçeri salona girdiğimizde Hei Ryung köşedeki tek kişilik krem rengi koltuğa oturmuştu bile...Gereğinden fazla rahat davranıyordu.Hiçbir tepki vermeden Bong Cha ile tekli koltuğun hemen yanındaki siyah üçlü koltuğa oturduk.Young Nam, ne tepki vereceğini bilemeyen bir tavırla ayakta duruyordu.Ortam fazlasıyla sessizdi ta ki Bong Cha sessizliği bozana kadar...


"Hadi Young Nam, evi gezdir bize!"dedi kendini gülmeye zorlayarak...Her halinden deli gibi sinirli olduğu anlaşılıyordu.


"Siz gezmeye başlayın...Young Nam bana lavabonun yerini gösterir misin önce?" dedim sakince.


"Sen çıktıktan sonra gezeriz.Önce ben arka bahçeden annemi çağırayım çiçeklerle ilgilenmeye dalmış olmalı"dedi içten gülümsemesiyle.


Young Nam lavabonun yerini bana gösterdikten sonra yanımdan ayrılıp annesini bulmaya gitti.Aslında lavaboda hiçbir işim olmamasına rağmen tek yalnız kalabileceğim yer lavaboydu.Aynada kendi yüzüme baktım bir süre...Fazlasıyla üzgün ve yorulmuş gözüküyordu.Ağlamak üzere olduğumu hissedebiliyordum.


Hayır Ada!Sakın ağlamıyorsun, tutuyorsun kendini!Ağlarsan gözlerin şişer ve bu her halinden belli olur!Daha fazla mı zayıf görünmek istiyorsun?!!


Gözlerimi kapayıp derin bir nefes alıp boğazımdaki o düğümlenmiş noktayı yok ettim.Gözlerimi açıp tekrar aynaya baktım ve kendi kendime sessizce fısıldadım.


Yapabilirsin Ada!Güçsüz değilsin!





Lavabonun kapısını açıp küçük adımlarla salona doğru yürümeye başladım.Salona yaklaştıkça içeriden tartışma sesleri duyulmaya başlamıştı.Sessizce salona en yakın duvarın dibinde durup dinlemeye başladım.


"Ne yapmaya çalışıyorsun?!"diye bağırdı Bong Cha.Sesinden çok sinirli olduğu anlaşılıyordu.Düşününce onu son iki gün haricinde hiç sinirli görmemiştim.


"Neden bahsediyorsun?"diye alaylı bir şekilde karşılık verdi Hei Ryung.


"Jin Ae ile buluştuğunu söylediğin akşam Young Nam ile görüşmüşsün!"Bong Cha'nın sesi artık daha sinirli geliyordu.


Young Nam ve Hei Ryung mı?Neler oluyor?!


Hei Ryung ise sakinliğini bozmadan:


"Evet ne olmuş?"diyerek karşılık verdi.


"Nasıl bir insansın sen!Sırf Young Nam, seninle görüşsün diye Ada'yı bahane etmişsin!Hiç mi gururun yok?!Artık lisede değilsin ve artık Young Nam sana karşı hiçbir şey hissetmiyor.Bunu anla artık!"


Bong Cha, artık resmen kükrüyordu.Hei Ryung ise hiç aldırmadan sakin bir tavır sergiliyordu.


"Bunu bilemezsin...Eğer istersem Young Nam, bugün yanımda olur"diyerek karşılık verdi Hei Ryung yine aynı sakinlikle.


"Ne yapmayı planlıyorsun?!Lisede Jin Ae'ye yaptığının aynısını mı yapacaksın yoksa?!Kendi kendini darp edip zavallı kardeşinin üzerine atman gibi Ada'ya da mı zarar vereceksin?!Young Nam'ın birinci sınıftan beri Ada'dan hoşlandığını biliyordun ve bu yüzden Ada'ya bu kadar yakın davrandın değil mi?!Young Nam, sırf sen Ada'ya zarar verme diye bir sene sessiz kaldı!"

Bong Cha'nın sinirlice hızlı nefes alışverişlerini oradan duyabiliyordum.Hei Ryung, daha fazla dayanamayıp sakin tavrını bozarak sert biçimde konuşmaya başladı.


"Asıl olan ne biliyor musun?!O salak Ada, benim sevgilimi elimden aldı!Onun her şeyine katlandım.Bütün saçma sapan hareketlerine,tavırlarına ama o ne yaptı?!Young Nam'ı elimden aldı.Proje günü Young Nam'ın bize katılmasını isterken kenarda duramadı Young Nam'ı kandırmak için atıldı ve hemen yanıma geldi.Hem Ada, Kwang Ho ile görüşüyor aynı zamanda Young Nam'la da!Young Nam'ı asıl hak eden benim!Liseye başladığım ilk günden beri ondan hoşlanıyordum.Ondan hoşlanan bütün kızları ondan uzaklaştırmak kolay mı oldu sanıyorsun?!Ama ne oldu?Young Nam, yine de bana o gözle bakmadı!Bu durumda yapacak tek bir şey vardı.Jin Ae'yi okulun arkasına çağırdım.Salak kız kardeşim hiçbir şey sorgulamadan şimdiki gibi bütün saflığıyla bana koştu ve okulun arkasında beni yaralı bir şekilde görünce baya bir şok geçirdi.Tabi bir de üzerine öğretmenlerin gelmesiyle de 1 haftalık uzaklaştırma cezası aldı.Ama önemli olan bu konu değil!Önemli olan Young Nam'a gidip onun yüzünden dayak yediğimi söylemem ve sonunda Young Nam ile çıkmam!Biz Young Nam'la çok mutluyduk ta ki salak Ada'nın babası yanında Ada varken bizim üniversitenin yerini sorana kadar!Ada belki o günü hatırlamıyor olabilir ama ben hiç unutmadım.Young Nam, o günden sonra benden ayrıldı ve düşündüğü tek şey Ada oldu!Ada, sevgilimi elimden aldı!Young Nam için önüme çıkan her engeli ezip geçerim!Ne derler bilirsin; dostunu yakın tut, düşmanını daha yakın..."


Hei Ryung ve Young Nam çıkıyorlar mıydı?!Ben üniversiteye gelmeden önce onlarla tanışmışım!

"Hastasın sen!Bir an değiştiğini sanmıştım.Sen..."



"Şişşşttt...Ada unni başkalarını sessizce dinlememelisin"diye sessizce konuştu Ha Mi, hemen ardından beni odasına çekti ve konuşmasına devam etti.


"Beş dakika sonra Kwang Ho oppamın katıldığı program başlayacak!Gelecekteki karısı ben olsam da senin de izlemeye ihtiyacın var!Mutfağa gidip bisküvi alıp geleceğim"dedi gülümseyerek.


Gülümseyerek karşılık verdim Ha Mi'ye...O odadan gider gitmez gözyaşlarım dökülmeye başlamıştı.


En yakın arkadaşım Hei Ryung, benden nefret ediyor!Young Nam, onun eski sevgilisi ve ben arkadaşının sevgilisini çalan kötü karakter...Kötü sandığım Jin Ae ise iyi niyetinden dolayı bu durumda.Tamamen kandırıldım!Hei Ryung'ın dostu değil bir numaralı düşmanıymışım meğer ve herkes her şeyi bilirken bir tek ben her şeyden bir habermişim...Jae Hwa'nın ne demek istediğini şimdi anlıyorum.Korkmam gereken Jin Ae değildi!Korkmam gereken en yakınımdaki,dostum Hei Ryung'tı...




Hafif akan gözyaşlarımın yerini sessiz hıçkırıklar almıştı şimdi.Odaya Ha Mi'nin gelmesiyle hemen elimin tersiyle göz yaşlarımı sildim ve gülümsemeye başladım.Ha Mi ise getirdiği bisküviyi masaya koyup dolabının bir çekmecesinden kağıt mendil çıkararak bana verdi.


"Bu kadar üzülmene gerek yok...Önümüzde ikimizin de uzun yıllar var.Belki Kwang Ho ile evlenen sen olursun!Tabi benim karşımda şansın biraz az ama olsun"dedi üzgün bir bakışla ve mendili bana uzattı.


"Teşekkürler mendil için.Ayrıca haklısın...Senin kadar güzel değilim!" diyerek gülümsedim.



"Kendinle barışık olman güzel, bak program başlıyor sessiz ol!"diyerek gülümsedi.


Ha Mi'nin çocuksu masumluğu bütün üzüntümü unutmama yetmişti.Onun dediğini yaparak televizyondaki programı izlemeye başladım.


***


Sunucu büyük bir heyecanla bağırarak Kwang Ho'yu davet etti sahneye...Hayranlarının tezahüratları arasında Kwang Ho sahneye girdi ve büyük bir gülümsemeyle herkesi selamladı.En sevilen şarkılarından birini söyleyip konuk koltuğundakini yerini aldı.


Sunucu,Kwang Ho ile kısa bir sohbetin ardından seyircilere birer kağıt dağıtarak soru sorma hakkı tanıdı.Sorular her idole sorulan tarzdaydı.



*Hayranlarından aldığın seni en çok etkileyen hediye?

-Bütün hayranlarımın hediyeleri benim için çok özel

Şu cevaba bak...Politikacı olmalısın Kwang Ho!


*Yaparken keyif aldığın bir etkinlik?

-Şarkı söylemek

Bir de beni deli etmek var.Aslında onu daha çok seviyor olmalısın!



*Bir kızda en itici bulduğun şey?

-Sigara içmesi...Bence kızlar her zaman güzel kokmalı!


Ne yani?!Sadece kızlar mı güzel kokmalı?!!



Programa adapte olmuş bir şekilde Kwang Ho'yu izleyip her dediği cümleye bir kulp buluyordum.Bütün derdim onun cevaplarıymış gibi...


***


*Ve şimdi sırada son sorumuz var.En önemli soruyu en sona sakladık.Acaba şu an Kwang Ho'nun sevgilisi var mı?


Kwang Ho, soru karşısında önce kızardı, sonra kendinden emin bir tavırla yanıt verdi.


-Hoşlandığım biri var 


Kim?!!


Kwang Ho'nun bu cevabı karşısında fanlarından üzüntülü bir tepki halinde aaa sesi duyuldu.Kwang Ho hafif gülümseyerek konuşmasına devam etti.


-Ama sanırım tek taraflı...


Sunucu Kwang Ho'nun cevabı karşısında şaşırarak ona baktı ve şaşkın gözlerle tekrar soru yöneltti.


*Yani onu sevdiğini henüz ona söylemedin?Bu yüzden bunu bilmiyorsun.Kwang Ho yoksa cesaretsiz biri mi?


-"Sanırım biraz..." dedi gülümseyerek "Onu tamamen kaybetmekten korkuyorum ama vazgeçmeyi de düşünmüyorum" dedi kocaman bir gülümsemeyle...


Ha Mi kafasını televizyondan çevirip gözlerini kısarak ters ters bana doğru baktı.


"Yoksa sen misin?!"dedi sinirli bir şekilde gözlerime bakıyordu şimdi.


Ben miyim acaba?!Yok ya değilimdir...Aslında o öpücük...


Ada!Kendine gel!

Cevap vermemem karşısında Ha Mi gözlerini iyice bana dikmişti.Kendimi toplayıp sorusuna gülümseyerek yanıt verdim.

"Sanmıyorum" dedim gülümseyerek...


Verdiğim cevaptan memnun olmamış bir bakışla kafasını tekrar televizyon ekranına doğru döndü.Artık sunucuyla Kwang Ho'nun arasında muhabbet Kwang Ho'nun albümü üzerineydi.


Kapının tıklamasıyla ikimiz de yönümüzü kapıya doğru döndük.


"Ada çok beklettim ama anneme bahçede yardım etmem gerekti."dedi ve göz ucuyla televizyona baktı.Sonra yüzünde ciddi bir ifade belirip "Hadi artık aşağı inip proje üzerine çalışalım" diyerek önden odadan çıktı.



"Oppam, Kwang Ho oppanın yakışıklılığını kıskanıyor hep!Görüşürüz Ada unni"dedi Ha Mi gülümseyerek.


"Görüşürüz" diyerek karşılık verdim ve hemen Young Nam'ın ardından çizim odasına doğru yürüdüm.Çizim odasının kapısından girmemle Bong Cha koşarak yanıma geldi ve:


"Ada neredeydin?!Seni bütün odalarda aradım ama bulamadım!Tabi bu arada da odaların resmini çektim"dedi gözlerini kocaman açarak...


"Ha Mi ile televizyon seyrediyordum"diyerek gülümsedim.


"O odayı kaçırmışım.Kaleyi içten fethetmeyi düşünüyorsun demek!"diyerek şımarıkça gülümsedi Bong Cha...


Hafifçe gülümseyerek karşılık verdim ama gözüm hala Hei Ryung'daydı.Yüzüme dönüp bakmadan cam kenarındaki sandalyeye oturdu.Young Nam, Hei Ryung'ın tavrına aldırmadan çizim masasına geçip:


"Ben daha önceden bir çizim yapmıştım.Bakın bakalım nasıl?"dedi. 


Bong Cha, hızlıca masanın yanına koşarak  gözlerini kocaman açtı.


"Young Nam!Bu harika!Bunu hangi arada bitirdin?" dedi kocaman bir gülümsemeyle.


"Boş zamanlarımda çizim yapıyorum.Sanırım biraz ineğim"diye karşılık verdi Young Nam.


Kendimi toparlayıp yavaşça masanın yanına doğru gittim.Ağzım açık kalmıştı.Çizim bir öğrenciye göre fazla mükemmeldi.Hayran kalmış bir ifadeyle dönüp Young Nam'a gülümsedim.



"Bu gerçekten harika!Hepimiz toplansak bile bu kadarını yapamazdık"dedim büyük bir heyecanla.


Young Nam, hafif utanmış bir ifadeyle gülümseyerek karşılık verdi.Bong Cha da gülümsemem karşısında rahatlamıştı ve ben Hei Ryung'ın orada olduğunu tamamen unutmuştum ta ki Hei Ryung sert biçimde sandalyeden kalkıp sandalyeyi düşürene kadar...


"Yapacak bir çizim olmadığına göre ben kalksam iyi olacak!"dedi sert biçimde...


"Bence de iyi olacak"diyerek ters bir şekilde karşılık verdi Bong Cha  .


Bense hiç yüzümü dönmeden kağıda gömülmeye devam ettim.Hei Ryung, sinirli bir şekilde odadan çıkıp gitti.Onun odadan çıkmasıyla birlikte Bong Cha ve Young Nam da gerilmeye başlamışlardı.Çünkü birazdan başlarına geleceklerin farkındalardı.Derin bir nefes alıp sakin bir tavırla ikisine dönüp ekledim.


"Bana anlatmak istediğiniz bir şey var mı?!"


48 yorum:

  1. vay be ne sürükleyici bir hikaye bu tek kelimeyle bayıldım o hei ne fettan çıktı öyle zaten bekliyordum ondan bişeyler ama bukadarıda olmaz ayrıca hei ile young nam çıkıyolarmıymış yine çok heyecanlı bir yerde bitti sonu nasıl olacak acaba sabırsızlanıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim biraz aksiyon olmalıydı hikayede.Ayrıca hiçbir arkadaş Hei Ryung kadar kusursuz olamazdı bir çıkarı olmadığı sürece:)

      Sil
  2. çok güzel bir bölümdü açıkçası bu kadarını beklemiyordum çok etkilendim... ellerine sağlık yeni bölümleri merakla bekliyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, biraz aksiyon katayım dedim:))

      Sil
  3. Döktürmüşsün gene :) Tebrik ediyorum seni mükemmel ve aksiyonlu bir bölümdü :D

    YanıtlaSil
  4. :O şok oldum pis hei ryung -_- kızın basına dert olmasa bari .Bu arda çok ama çok süper yazıyorsun 1000 bölum olsa yine okurum . ^-^ kısa olmasın bu hikaye sonra eksiklik olur içimde . Bittirdigin de yine yaz yine yaz ben hep okurum bak bak şimdiden ileriyi düşünüyorum bak ! :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merak etme Ada elimden kurtulamaz, daima peşindeyim onun!Bir evlendireyim çoluk çocuğa karışsın belki o zaman bırakırım peşini :))

      Sil
  5. Simdi kafamda ki en buyuk soru isareti Ada hangisini seçecek:-\....gelcek haftayi iple cekiyorum:-):-):-):-)

    YanıtlaSil
  6. GERCEKTEN SÜPER OLMUS. TEBRİK EDERİM CANCAZIM:)))))

    YanıtlaSil
  7. bu zamana kadar ki en en en en en en iyi bölümdü , hayal gücüne hayranım tebrik ederim seni binlerce kez :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası benim de bu bölüm içime sindi.Ada'nın aşk hayatından baygınlık gelmişti:)

      Sil
  8. Kwang ho olsun bence:-) ama yazar sensin:-):-):-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakalım.Ada'ya bıraktım her şeyi, o seçecek:))

      Sil
  9. Bence ada young namla ciksin ama kwang ho ya asik olsun sonra ayrilmaya calissin :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisini de idare etsin o zaman, sonradan birkaç tane daha yakışıklı dahil ederiz hikayeye 7 kocalı Hürmüz e rakip çıkar:)) Şaka bir yana hala kimin olacağına karar veremedim, bölümler ilerlesin biraz ondan sonra bakacağız artık:)

      Sil
    2. Direk kwang ho ya asik olsun ve sevgili olsunlar:-):-)((cok mu polyannacmiyim ne)))eger biriyle cikip digerine asik olursa bu seferde gunesi beklerkene cok benzicek......

      Sil
    3. Birçok Kore dizisinde de var o kurgu ama bilmiyorum ne yazacağımı bir sonraki bölümü bile doğru dürüst düşünemedim:) Ama 7 kocalı hürmüz fikri fena değil:p

      Sil
    4. bana kalırsa adanın kafası karıştı ve böyle devam etsin daha sonra ada young nam ve kwang ho ikilemiinde kalsın arada kalınca bi olan daha dahil olsun kwangho nun ünlü arkadaşlarından falan olabilir :D ama amacı adaya yardım etmek olsun sevgili rolu yapsınlar falan :DDD

      Sil
    5. Benim çok farklı planlarım var Ada'yla alakalı, bakalım artık :)))

      Sil
  10. Ya cok uzuluyorum bolunler cok yavas :( surekli okumqk istiyorum :(( konuyu fazla saptirmafan iyi bi bolum bekliyoruum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yavaş derken kısa demek istedin galiba ama inan ki düşününce aklıma pat diye bir şey gelmiyor.Farklı bölümleri ve aynı zamanda uzun bölümleri yazabilmem için zamana ihtiyacım var :)

      Sil
  11. gerçekten ama gerçekten mükemmel olmuş.tebrik ederim.diğer bölümü sabırsızlıkla bekleyeceğim.
    şimdi yazacağımı eleştiri olarak algılama sakın ama bu hye ryung 180 derece nasıl döndü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler beğenmene sevindim.Hei Ryung'a gelince; Ada onunla yakın olmasına rağmen onun hakkında hiçbir şey bilmiyordu.Fazlasıyla sırlara sahipti.İlk başta bir iki sır ortaya çıktı ama her şey Hei Ryung'ın anlattığı kadardı.Ada ona güvendiği için yalan olduğunu hiç düşünmedi.Hem Hei Ryung sence de fazlasıyla kusursuz bir arkadaş değil miydi?Her zaman Ada'ya yardım etmesi falan...Sanki Ada'yı kurtarmaya adamıştı kendini...Neden bunu yapsın ki?İlla ki bir çıkarı bir planı olması lazım.Dostluk ve arkadaşlıkta da bir yerde ufak da olsun bir çıkar vardır.Hei Ryung'ın çıkarı ise Young Nam'a yakın olmak ve onu tekrar elde etmeye çalışmak...Young Nam'ın Ada'ya olan hislerinin arttığını görünce daha fazla bu oyunu oynamaya katlanamıyor.Bundan sonra Hei Ryung'ın gerçek yüzünü göreceğiz :)

      Sil
  12. bu perşembe kesin bekliyorum bak yeni bölümü itiraz yok :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yetiştirmeye çalışacağım :) Aklımda bir iki şey var ama bağlamak çok kolay olmayacak benim için :)

      Sil
  13. bu bloga nerden rastladıysam çok mutluyum tek solukta 10 bölüm okudum şimdi ki endişem ise her hafta bi bölüm nasıl bekliyicem sabretmem çok zor olacak gibi böyle giderse benden çook eleştiri alırsın canım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son birkaç haftadır hep planlamadığım şeyleri yazıyorum pat diye geliyor aklıma o yüzden biraz sabretmelisin.Eleştirilere açığım saygı çerçevesinde olduğu sürece:)Son olarak beğenmene çok sevindim aramıza hoşgeldin ^^

      Sil
  14. ne zaman gelir? bu akşam veya yarın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu an hala yazıyorum bu akşama gelmesi mümkün değil...

      Sil
  15. Bugun gelir mi yeni bolum yoksa yarini mi beklicez.:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yarına yetiştirmeye çalışacağım.Bir aksilik olmazsa yarın öğlene hazır olur :)

      Sil
  16. bu akşam gelecek mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu akşama yetiştiremedim,yarın öğlen gibi bir aksilik olmazsa :)

      Sil
  17. merakla bekliyoruz :D hadi yaz yaz yaz :D :D aksiyon ve aşk bol bol olsun :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyorum yazıyorumm, inşallah yarına yetiştireceğim:)

      Sil
  18. hadi inşallah bekliyoruz canım yarını :)

    YanıtlaSil
  19. Hadi gelsin yeni bolum:-D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hikayenin sonunu değiştirdim o yüzden gecikti biraz ama şimdi yayınladım:)

      Sil
  20. Yanıtlar
    1. Bir dostu kaybetmek kolay değil, bir de bu en güvendiğin kişiyse :(

      Sil
  21. Yanıtlar
    1. Ha Mi'yi ben de çok sevdim ama çok az dahil oldu sahnelere :)

      Sil

♥ Bu bölümü nasıl buldun?Peki fikrini bizimle paylaşmaya ne dersin? ^^ ♥

Tasarım:Sawako Kuronuma