18 Eylül 2013 Çarşamba

Kara Kutu-Bölüm 9




Bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayabilirsin!

Tüm vücudum kaskatı kesilmişti, kımıldayamıyordum.Kalbim fırlayacakmış gibi hızlı atmaya başlamıştı.O ise kafasını yan eğmiş giderek daha çok yaklaştırıyordu yüzünü yüzüme…Aramızda sadece bir karış mesafe kala durdu.Elini yavaşça çenemden çekti.Beni kendine çekip birden belimden kavradı.

“Bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayabilirsin”dedi ve hafifçe yutkundu.

Donup kalmıştım ne hareket edebiliyor ne de bir şey düşünebiliyordum.


Kwang Ho ise bir süre sonra belimi sıkıca tuttuğu elini çekti ve kafasını başka yöne çevirip:

“Hala oyalanmayı mı düşünüyorsun?İşini ne zaman bitireceksin” dedi yanakları kızararak…

İlk defa onu utanmış olarak görüyordum.Her zaman kibirli tavırlarıyla kendinden emin duran Kwang Ho şimdi utancından yüzüme bakamıyordu.

“Ah…Tamam hemen hallederim.Ama…”

Cümlemi tamamlamadan Kwang Ho soracağım sorunun cevabını verdi.Sanki aklımı okumuştu.

“İşin bittikten sonra fotoğraf makinesini alabilirsin.Hadi aşağı inelim”dedi.

Hala yüzüme bakmamaya devam ediyordu.Arkasına bakmadan yürümeye başladı.Beraber alt kata salona indik.

Sanki beş dakika öncesine kadar hiçbir şey olmamış gibi bir tavır takındım yüzüme ama bir türlü Kwang Ho'nun yüzüne bakmaya cesaret edemiyordum.Salondaki köşe koltuğunun en köşesine oturup gözlerimi cama diktim.


Sakin ol Ada!Hiçbir şey olmadı...Sakinleşinceye kadar nefesini tut!Yanaklarım...Lütfen kızarmasınlar!Ah Bong Cha hepsi senin yüzünden!


Ben olayın şokunu atamamış şekilde koltuğa oturmuş duruyorken Kwang Ho hiç oturmadan koridorun kesişiminde durdu. Sağ elini yukarı kaldırdı ve parmağını şıklattı.Çok geçmeden bayan hizmetçi elinde rengarenk karton,makas ,cetvel, yapıştırıcı gibi malzemelerle geldi ve onları dikkatlice masanın üzerine koydu.

Kwang Ho, hizmetçiyi gönderip gülümseyerek bana döndü ve büyük bir heyecanla:

“Artık başlayabiliriz”dedi.

Nasıl ya?Bunlarla ne yapmam gerekiyor ki?!

“Çalışma odanı tasarlamamı istememiş miydin?”dedim şaşkın bir suratla ona bakarak…

“Bir öğrenciye tasarım yaptıracak kadar cimri birine mi benziyorum?Farkında değilsen tekrar hatırlatayım idolüm ben!”dedi alaylı gülümsemeyle…

Şaşkın ifadem birden aptal bir gülümsemeye döndü.

Doğru ya Kwang Ho bu!Daha önce cimri deyince neden alınmadığı şimdi anlaşıldı.Bir idole göre fazla akıllı…

“Peki bunlarla tam olarak ne yapmamı istiyorsun?” dedim yüzümdeki gülümsemeyi bozmadan.

“Yapmanı değil yapmamızı!Küçükken  öğretmen ailemizle yapmamız için bize proje ödevi vermişti.Ödeve göre herkes ailesiyle beraber kartondan ev yapıp getirecekti.Ailem çalıştığı için ödevi yapamadım.Öğretmen anlayışla karşıladı ama ben hep bu ödevi sevdiğim biriyle yapmak istedim”

Sevdiğim biriyle?!Kwang Ho benden hoşlanıyor mu?

Saçmalama Ada birazdan dalga geçmeye başlar!

Ama Kwang Ho dalga geçmedi.Masada bir sandalyeye oturmuş  gülümsüyordu.Bense oturduğum koltuk köşesinde ona kilitlenip kalmıştım.


Acaba beni öpecek miydi?


O bir idol Ada!Çevresinde o kadar güzel manken gibi kızlar varken sana mı bakacak?


Aslına bakarsan ben de fena sayılmam.Büyük gözlerim var bir kere hem boyum da kısa değil...Ama onlar çekici ben daha çok sevimliyim... 


Yoksa seni öpmediği için üzülüyor musun Ada?Artık düşünmeyi bırak!Sapık mısın yoksa?!

Aklımı esir alan düşüncelerden kurtulduğumda Kwang Ho ile göz göze olduğumun farkına vardım.Kwang Ho her zamankinden farklı çocuksu gülümsemesini atıp:

"Gelmeyi düşünmüyor musun hala?Yoksa kalkıp ben mi getirmeliyim seni?"dedi.


"Ha..Hayır geliyorum!" dedim aniden ve hızlıca Kwang Ho'nun karşısındaki sandalyeye oturdum.Kalbim hızla atmaya başlamıştı yine...


Sakin ol Ada!Hiçbir şey olmamış gibi davran...



Elime geçirdiğim ilk kartona bakışlarımı sabitledim ve Kwang Ho'ya bakmadan:


"Nasıl bir maket istiyorsun?"diye sordum.


"Küçük tek katlı sevimli bir ev, bahçesinde köpeğim Limon'un kulübesi ve bolca ağaç olacak!Aslında bekle sana taslak çizeyim"dedi mutlu bir ses tonuyla.


Kwang Ho heyecanlı bir şekilde eline geçirdiği boş kağıta düşündüklerini çizmeye başlamıştı.Bense hala başımı kaldıramıyor bakışımı sabitleyecek yer arıyordum.


Kwang Ho, çizimini sonlandırıp kalemini masanın üzerine bıraktı.Başını kaldırdı ve tam çizim kağıdını bana uzatacakken telefonum çalmaya başladı.İkimizde aynı anda sesin geldiği yöne doğru döndük.


Çok geçmeden bayan hizmetçi hızlı adımlarla telefonumun bulunduğu çantamı bana getirdi.Telefonun ekranına baktığımda büyük bir şaşkınlık yaşadım.Çünkü arayan Young Nam'dı.Hemen oturduğum sandalyeden kalkıp havanın kararmasına aldırmadan bahçenin bulunduğu kapıdan çıktım ve telefonumu açtım.


"Efendim?" dedim sakin bir ses tonuyla...Aslında deli gibi heyecanlıydım.


Acaba ne için aradı?Belki bugünkü davranışları için özür dileyecek!


"Ada...Özür dilerim bugünkü tavrım için."dedi sesi titreyerek.Her halinden üzgün olduğu anlaşılıyordu.


"Ben az önce yolda Bong Cha ile karşılaştım ve o her şeyi anlattı.Ben senin onunla..."Young Nam cümlesini tamamlamadan susmuştu ama ben ne demek istediğini çok iyi anlamıştım.


"Önemli değil" dedim sakin bir ses tonuyla...


Aslında bu durum fazlasıyla canımı sıkmaya başlamıştı.Bana hiçbir şey sormadan tavır alıyor ve sonrasında sadece özür diliyordu.

Telefonda süren birkaç saniyelik sessizliğin ardından Young Nam konuşmasına devam etti.

"Aslında ben akşam..."


Young Nam cümlesinin tamamlayamadan  Kwang Ho elimdeki telefonu çekip aldı ve telefonu kulağına götürüp:


"Bu akşam olmaz!Şansını başka bir akşam denemelisin!" diye sertçe konuşarak telefonu Young Nam'ın suratına kapattı.


Yaşadığım bu durum karşısında şoka girmiştim.


Neden yaptı ki bunu?!Her şey yolunda giderken neden Kwang Ho yoluma çıkmak zorunda?!Tam da Young Nam'la aramız düzelecekken!





Ağzımı tamamen kapatarak burnumdan nefes alıyordum şimdi.Fazlasıyla sinirliydim.Kwang Ho yine her şeyi berbat etmişti.


Sakin bir şekilde, elinde sımsıkı telefonu tutan Kwang Ho'nun yanına gittim.Ağzımı açmadan sağ elimin avuç içini ona doğru uzattım.Sakinliğim karşısında Kwang Ho'nun sinirli tavrının yerini endişe almıştı.


Gözlerini yüzüme kitlemiş bir şekilde yüzümü inceliyordu.Bense hiçbir mimik göstermeden direk olarak onun gözlerine bakıyordum.



Kwang Ho sımsıkı tuttuğu telefonumu yavaşça avuç içime bıraktı.Sakinliğimi bozmadan telefonu aldım.Hiçbir şey demeden evin içine girdim ve çantamı alıp hızlı bir şekilde evden ayrıldım.


Kwang Ho ise ne olduğunu anlayamamış olduğu yerde donup kalmıştı.Havanın karanlık olmasına aldırmayıp bahçe kapısına doğru yürüyüp dışarı çıktım.Büyük bir ürperti kaplamıştı içimi...


Lanet olsun!Gelirken bu kadar dikkatsiz olursan tabi ki fark etmezsin evin çevresinin ormanla kaplı olduğunu!Şimdi ne yapacaksın peki?!Geriye dönemezsin, rezil olmak istemiyorsun değil mi?!


Peki ya ağaçların arasından yırtıcı hayvan çıkarsa?Onu boşver ya hani o uzun ceketli çıplak adam fırlarsa çalılıktan?!Türkiye gazetelerinde 3. sayfa haberlerinde yer almak istemezsin değil mi?! Geri mi dönsem...?


Bahçenin kapısından sadece beş altı metre uzaklaşmıştım.Adımlarımı olabildiğince küçük atıyordum.Çok geçmeden Kwang Ho bahçe kapısından fırladı ve bana seslenmeye başladı. 


"Adaaaaa..."




Kwang Ho'nun sesini duymamla, birkaç dakika öncesine kadar karanlıktan korkan ben değilmişim gibi ormanda koşmaya başladım.Deli cesareti kaplamıştı içimi...





Yaklaşık on dakikalık bir yol katettikten sonra etrafım tamamen ağaçlarla çevrilmişti.Her yer zifiri karanlıktı.Elimdeki telefonun ışığından başka ışık yoktu çevremde.Kocaman ormanda aptallığımdan kaybolmuştum ve telefonumun şarjı giderek azalıyordu.



Aptal Ada!Ne yapmaya çalışıyorsun?!Bekleyip seni götürmesini isteseydin ya!Ya da bir taksi de çağırtabilirdin!Bu dakikadan sonra yapacak tek şey var.Telefonun sarjı tamamen bitmeden önce Kwang Ho'yu aramak!


Lanet olsun!Kwang Ho'ya numaramı verdim ama onun numarasını istemedim.İşte şimdi mahvoldum! 


Telefonun ışığını yere tutarak en temiz gördüğüm ağacın önüne çantamı koydum ve üzerine oturdum.


Hei Ryung'ı mı arasam?


Aptallaşma Ada olayı anlatana kadar telefonun bütün şarjı biter.Yapacak tek bir şey var Kwang Ho'nun aramasını beklemek...


Ya telefonunu yanına almadıysa?!


Korkum giderek daha da artıyordu.Suratımı asıp yere doğru bakmaya başlamıştım.Aniden çalan telefonumun sesiyle irkildim.Arayan numara kayıtlı olmayan bir numaraydı.Bu Kwang Ho olmalıydı.Aceleyle telefonu açtım.

"Ada!Neredesin?!"diye hızlıca sordu Kwang Ho.Endişelendiği her halinden belliydi.


"Bilmiyorum.Ormanda kayboldum.Lütfen beni bul, korkmaya başladım" dedim titreyen bir ses tonuyla...


Kendini tut Ada!Lavaboda yaşadığın olay gibi sonuçlanmasını istemezsin değil mi?!Güçlü durmalısın!


"Etrafında..."Kwang Ho'nun cümlesi telefonun şarjının bitmesiyle yarıda kaldı ve tabi ben de karanlıkta...


Gecenin karanlığında dolunay parlıyordu.Derin bir nefes alıp herhangi bir tehlikeye karşı ormana kulak verdim.Ormanda birbirinin ardı sıra baykuş sesleri, böcek vızıltıları yankılanıyordu.



Bong Cha'nın bahsettiği o dokuz kuyruklu tilki ormanda yaşıyordu değil mi?Yoksa dolunayda mı ortaya çıkıyordu?!


Saçmalama Ada!Dolunayda ortaya çıkanlar kurt adamlardı!


Bir dakika dokuz kuyruklu tilki de dolunayda çıkıp insan yemiyor muydu?


İyice ne düşüneceğini şaşırdın Ada!Kurt adam diye de dokuz kuyruklu tilki diye de bir şey yok!


Ama bu hışırtı da ne?O çalılıklar neden kımıldıyor?!Ardında ne var?! 


Her zaman korku filmlerinde yaşıyormuş gibi izlediğim sahneyi şimdi gerçekten yaşıyordum.Filmde öldürülmeyi bekleyen kötü kalpli alkolik yaşlı ihtiyarın yerinde ben vardım ve onun gibi bağırmak için hazırlanıyordum.Ağzımı elimle sımsıkı kapatıp yerimden kalkamadan  geriye doğru ilerledim.Ayaklarım sanki bana ait değildi, tamamen uyuşmuştu ve çalılıkların içerisindeki şey giderek daha çok yaklaşıyordu.



Yerimden hafifçe doğrulmaya çalışırken çalılıkların içindeki o şey birden üzerime doğru fırladı ve beni yere düşürdü.Yaşadığım korkunun etkisiyle gözlerimi sımsıkı kapayıp çığlık atmaya başladım.Üzerimdekinin ne olduğuna bakmadan onu üstümden fırlatmaya çalışıyordum.



"Limon, buraya gel oğlum"diye bağırdı bir ses.Bu kişi Kwang Ho'nun evinin güvenlik görevlisiydi.


Gözlerimi açtığımda üzerimde bulunan o şeyin aslında Kwang Ho'nun köpeği Limon olduğunu anladım.


"Küçük hanım, iyi misiniz?"dedi endişeli bir sesle güvenlik görevlisi...


Sonrasında cevap vermemi beklemeden elini uzatıp beni yerden kaldırdı.


"İyiyim, teşekkürler"dedim kekeleyen kelimelerle.



Görevli, hafifçe bana gülümseyip telefonla Kwang Ho'yu aradı.


"Onu buldum küçük bey, birazdan geliyoruz.."


***

Hızlı adımlarla eve doğru yürümeye başladık.Bahçenin kapısında karanlıkta yere bakan Kwang Ho'yu hayal meyal görebiliyordum.

Kwang Ho, bizi farkeder farketmez başını yerden kaldırdı ve koşarak yanıma gelip bana sarıldı.Sımsıkı tutuyordu beni, kemiklerimin acıdığını hissedebiliyordum.

"Bir daha böyle aptallık yapma!" diye bağırdı ve daha sıkı sarılmaya başladı.Öyle ki nefes bile alamıyordum.


"Tamam ama Kwang Ho nefes alamıyorum!"diye cevap verdim ürkek ses tonuyla.


Cevabımdan hemen sonra Kwang Ho kollarını üzerimden çekti.O kadar nefessiz kalmıştım ki hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlamıştım.Çok geçmeden Kwang Ho'nun yüzündeki endişeli bakışın yerini küçük bir gülümseme aldı.


"Özür dilerim, bu kadar sıkı sarıldığımın farkına varamadım" dedi ve yüzündeki gülümseme giderek büyüyordu.


"Önemli değil bir dahaki sefere kemiklerimi kırmamak için dikkatli ol!"dedim hafifçe gülümseyerek...


"Bunun anlamı bir dahaki sefer de olacak demek!" dedi.Artık yüzündeki gülümseme şımarık sırıtmaya dönmüştü.



"Hadi maketi bitirelim yurda giriş saatinden önce yetişmem gerek"dedim.


Saat akşam 9'u gösteriyordu.Bunun anlamı yurda giriş saatine sadece 3,5 saat kaldığıydı.




***

Hemen içeri girip masadaki yerimizi aldık.Kwang Ho büyük bir heyecanla çizdiği maket projesini gösterdi.


"Resim kabiliyetin baya iyiymiş" dedim şaşırarak...


"Biz idollerin birçok alanda başarılı olması gerekir.Resimde buna dahil" dedi.


Kwang Ho'nun mutlu olduğu her halinden belliydi.Sürekli olarak gülümsüyordu.


***


Kwang Ho ile hızlı ve dikkatli bir şekilde maketi hazırlıyorduk.O yorulmadan etrafa çocuklar gibi gülümsemelerini atıyordu.Bense fazlasıyla yorulmuştum, esnemeye bile başlamıştım.


Biraz daha dayan Ada...Çok az kaldı.Birkaç ağaç maketinden sonra işin bitiyor. 


Kendimi zorlamama rağmen esnememi durduramıyordum.Gözlerimi ellerimle ovuşturduktan sonra ağacın gövdesi için kahverengi kartonu elime aldım ama makas önümde yoktu.Başımı kaldırıp uykulu gözlerle masaya baktığımda makasın Kwang Ho'nun önünde olduğunu gördüm.Başımı biraz daha kaldırdığımda Kwang Ho ile göz göze geldim.


Kwang Ho dikkatli bakışlarla yüzümü inceliyordu.Yüzündeki gülücüğün yerini tekrar ciddi bir ifade almıştı.Bense ne olduğunu anlamayan uykulu gözlerle şapşal şapşal onun suratına bakıyordum.



Kwang Ho yüzüme bir süre baktıktan sonra bakışlarını üzerimden çekti ve hafifçe sandalyesinden kalktı.Ellerini masaya koyup dikkatli bir şekilde yüzüme bakmaya başladı.Yüzündeki ifade giderek ciddileşiyordu.Bir anda bütün uykum kaçtı.Şaşkın gözlerle ona bakmaya başladım ve kekeleyerek:


"Nee...Ne oldu?"dedim.Endişelenmeye başlamıştım.


Yoksa bu sefer beni öpecek mi?!


Ada aklına başka hiçbir şey mi gelmiyor senin?!



Kwang Ho kafasını yan eğerek dikkatli bakışlarla bana baktı ve:


"Kirpiklerin...Onlar takma mı?"diye sordu ciddi bir şekilde.



Yüzümdeki şaşkınlığın yerini ciddi bakışlar almıştı şimdi.


"Hayır gerçek!"dedim sertçe...


Bilerek bunu yapıyor!Açık bir şekilde benimle dalga geçiyor!


Yoksa seni öpmesini mi tercih ederdin?Neden bu kadar kızdın ki?!


Yüzümdeki ciddi ifadeyi yok edip ifadesiz bakışlarla saatime baktım.Yüzümdeki ifadesiz bakış birden korkuya dönüştü ve:



"Geç kalıyorum!Sadece 30 dakika kalmış!"diye bağırdım.


Bağırmam karşısında şaşıran Kwang Ho hafifçe gülümsedi ve:


"Tamam sakin ol, hemen yetiştiririm seni"dedi.




Kwang Ho ile yol boyunca hiç konuşmadık.Fazlasıyla rezil olmuştum bugün ona...Ama o her nedense fazlasıyla mutluydu.


Yurdun önüne geldiğimizde,kimseler görmesin diye büyük bir hızla arabadan çıktım. 


"Teşekkürler, beni buraya bıraktığın için!" dedim ve Kwang Ho'nun cevabını beklemeden hızlıca yurda doğru koştum.


Umarım kimse görmemiştir!Saçma sapan dedikodularla uğraşamam bir de!!

Merdiven basamaklarını hızlıca çıkıp 2.kattaki odamın kapısını açtım.Birden önüme bir şey fırladı.Bu Bong Cha'dı.



"Ada!!Saatlerdir seni bekliyorum.Ne yaptınız bu saate kadar hıı??!!"


Bong Cha gözlerini bana dikmiş muzur bakışını atıyordu şimdi ve ben soru karşısında tamamen kıpkırmızı olmuştum.


"Kızardın!Kesin aranızda bir şeyler oldu!!"


Bong Cha'nın sırıtması git gide büyüyordu.Bir şeyler deyip onu susturmalıydım.Tam ağzımı açacakken...


"Hiçbir şey olmadı" dedi bir ses.


Bong Cha'nın gözleri birden kocaman oldu ve yüzünü şaşkın bir ifade kapladı.Bu ses benim de şaşırmama neden olmuştu.Arkamı döndüğümde:


"Fotoğraf makinesini almayı unutmuşsun"dedi Kwang Ho gülümseyerek...


"See..Sen nasıl girdin buraya?!"dedim şaşkın ve telaşlı bir ifadeyde...


"Unuttun mu, ben bir idolüm!Benim ikna edemeyeceğim hiç kimse yok..."dedi kibirli bakışıyla Kwang Ho.


"Kwang Hooo...Kwang Ho bizim yurtta!!"diye birden bağırdı Bong Cha.


Bong Cha'nın bağırmasıyla herkes kapılarını açmaya başladı.Kwang Ho'yu kolundan çekip odaya soktum ve hemen kapıyı kapattım.



"Ne yaptığını sanıyorsun Bong Cha?!Şimdi nasıl çıkaracağız onu buradan?!" diye sertçe sordum.


Kwang Ho ise yatağıma yüz üstü uzanıp başını yastığa gömdü.Başını hafifçe kaldırıp bana doğru döndü ve:


"Benim için sorun değil ben burada da uyurum.Sanırım burası senin yatağın...Parfümün yastıkla kokuyor"deyip tekrar başını yastığa gömdü.


"Benim için sorun!"dedim sert biçimde...Derin bir nefes alıp sakinleştikten sonra ekledim "Ve ayrıca orası benim yatağım"

Yaklaşık beş dakika olmuştu ve koridordan hala sesler gelmeye devam ediyordu.Bong Cha ve Kwang Ho durumlarından oldukça memnunlardı.

Bong Cha eline aldığı fotoğraf makinesiyle resimleri inceliyordu.


"Aaaa!Oppaaa ne kadar güzel bir salonun var" dedi mutlulukla...


"Ev tamamen benim zevkime göre döşendi, her şeyi ben seçtim"dedi büyük bir keyifle Kwang Ho...Öyle ki hala yatağımdan kalkmamıştı.


"Opp.."


"Sessiz olun biri geliyor!"


Bong Cha'nın konuşması benim araya girmemle kesildi.Koridorda yankılanan adım sesleri  git gide odaya doğru yaklaşıyordu.


Lanet olsun!Şimdi ne yapacağım?!Resmen odaya erkek attım!Sıradan bir erkek de değil, o bir idol!Bütün hafta manşetlerde yer alacağım!!   


Adım sesleri çok yakında yankılandıktan sonra yok oldu.Hepimiz rahatlayarak nefes alacakken bir el kapı koluna uzanıp onu hareket ettirdi.


Hızlı hareket ederek yatağın üzerindeki Kwang Ho'yu yere ittim.Tam ağzını açacakken sus işareti yaptım ve üzerini kapamak için yorganımı kullandım.



Bong Cha da ben de büyük bir korkuyla kapının açılmasını bekliyorduk.Hemen ardından kapı açıldı.Gelen Hei Ryung'dı.


Bong Cha'yla ikimiz de derin bir nefes aldık.


"Ne yapıyorsunuz  burada sessiz sessiz?" dedi gülümseyerek ve kapıyı kapattı.


Kwang Ho üzerindeki yorganla birlikte doğruldu.Hei Ryung gözlerini kocaman açıp büyük bir şaşkınlıkla o yöne baktı.Çok geçmeden Kwang Ho üzerindeki yorganı atıp elleriyle saçlarını düzeltti ve: 


"Yanlış alarm!" dedi gülümseyerek...


Hei Ryung'ın yüzümdeki şaşkınlık daha da büyümüştü.Bir bana bir Kwang Ho'ya bakıyordu.


"Nasıl göründüğünü anlıyorum ama öyle değil!Sadece onu bu yurttan farkedilmeden çıkarmalıyız.Yoksa gazete manşetlerinde yer alacağız!"dedim tedirgin bir şekilde...


Hei Ryung yüzündeki şaşkın ifadeyi bir kenara atıp hemen kendini toparladı.


"Ben geldiğimde alt kat tamamen boştu.Eğer asansöre kadar görülmeden çıkarsa hiçbir sorun olmaz.Bu durumda ortaya çıkacak sorunları da tabi Bong Cha uzaklaştıracak" dedi yüzünü Bong Cha'ya dönerek...


"Neden ben?!"diye sızlandı Bong Cha ama Hei Ryung'ın ciddi bakışları karşısında daha fazla direnemedi.


Odadan ilk Bong Cha çıktı.Asansörün köşesinde durdu ve etrafa bakındı,asansörü çağırma tuşuna bastı.Etrafta kimse yok anlamında el işareti yaptıktan sonra bu kez Kwang Ho,Hei Ryung ve ben ilerledik.Asansörün kapısını açtığımızda etraftan sesler duyulmaya başladı.Bong Cha hemen devreye girip onları oradan uzaklaştırdı.


Hemen kapıyı kapatıp asansöre bindik.Alt kata indiğimizde girişte güvenlik yerinde bulunuyordu.Bu sefer Hei Ryung girdi devreye ve güvenliği lafa tuttu.Kwang Ho ile hızlı bir şekilde oradan çıktık.


Bu durumdan endişelenen sadece ben vardım.Kwang Ho oldukça eğleniyor gibi görünüyordu.Arabasının yanına gittiğimizde:


"Hadi hızlı ol, biri görecek" dedim tedirgin bir ifadeyle..


O ise mutlu gülümsemesini yüzünden düşürmeyip ellerimden tuttu.Şaşırarak yüzüne bakmaya başladım.O ise mutlu bir şekilde gözlerimin içine bakıyordu.Sanki zaman durmuştu, birkaç dakika önce koşuşturanlar biz değiliz gibi...


"Bugün yaşadığım en harika gündü, teşekkür ederim!"dedi.


Ellerimi kendine doğru çekip belime sarıldı ve hızlıca dudağıma küçük bir öpücük kondurdu.Tamamen donup kalmıştım.Hiçbir tepki veremiyordum.

Kwang Ho ise yavaşça dudağını dudağımdan çekip kulağıma fısıldadı.

"Bir dahaki sefere şanslı olmayacağını söylemiştim..."

48 yorum:

  1. oleeeyyy harikaydııı of inanmıyorum sonu süper bittiiii

    YanıtlaSil
  2. lütfeen bi bölüm daha yaz hemen hadi lütfeeenennnenene

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dur bir düşünüp dinleneyim:))Bunu yetiştirmek bile kolay olmadı :)

      Sil
  3. ya sözünü tuttttuuun çok güzel bi bölümdüüü

    YanıtlaSil
  4. devamını heyecanla bekliyorummmm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kısa zamanda yazmaya çalışacağım :)

      Sil
  5. lütfen hemeen devam etsin çok iyiydi sonuna bayıldım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devam edecek merak etme ama biraz sabırlı olmasın:)

      Sil
  6. gerçekten çok güzeeell. hayal gücüne hayran kaldım. ama bir şey sorabilir miyim? kwang ho ada'ya ne zaman abayı yaktı? onu da şöyle ileri ki bölümlerde açığa kavuşturursan çok sevinirim. Başarılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kwang Ho, zaten Ada ile baya uğraşıyordu.O zaman işler biraz ilerledi ama bir öpücük tabi ki her şeyin göstergesi olamaz ilerleyen bölümlerde gerçekten aşık mı yoksa eğlenmek için mi yapıyor hep beraber göreceğiz:)

      Sil
  7. Süper bi bölümdüü! ^^
    İlk bölümden beri severek takip ediyorum her gün yeni bölüm gelmiş mi diye bakıyorum.Bütün bölümleri çok sevdim ama en çok sevdiğim bu bölüm oldu :)
    Ada ve Kwang Ho sahnelerine bayılıyorum <3
    Ama lütfen eğlenmek için yapıyor olmasın :/ çok hayal kırıklığına uğrarım cidden öyle bişey olursa.Ama yazar sensin,en iyisini sen bilirsin tabi :)
    Bir sonraki bölümü sabırsızlıkla bekliyorum ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim.Ne yazacağımı şu an hiç bilmiyorum ama kötü şeyler yazıp drama da çevirmem hikayeyi...Çok fazla ipucu da vermeyeyim ki heyecanı da kaçmasın :))

      Sil
  8. Çok beğendim. Yinede çok düşünmelisin. Bize hikayeni sıradışı bir şekilde ulaştır. Sana tavsiyem monotonluktan uzak durmalısın, tekdüze hikayeler can sıkıcı olabilir :) Bir piyanist olarak ilham perilerimi sana gönderiyorum >.< Lütfen bir sonraki bölüm fazla aksamasın ^.^ Bizi hayal kırıklığına uğratmamanı dilerim. 9.bölüm için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler ilham perilerini aldım ve bırakmam, geri de göndermem:p Olabildiğince hızlı yazmaya çalışıyorum ama yakında İngilizce, Japonca kurslarım başlayacak aynı zamanda da Kpss çalışmam gerekiyor.Bu yüzden aksamalar illaki olacaktır...

      Sil
    2. tabi ki zorlamaları falan umursamamalısın ! Burada sanal bir şeye çaba gösteriyorsun. Hayal gücün benim gibi bir çok okuru etkiliyor olsa da önemli olan senin bunu yaparken mutlu olman. Aksaklıklar bizi üzecek gibi görünüyor :D ...Bu arada Japonca zor bir dil umarım sen üstesinden geleceksin ((( Ganbatte watashi no aisuru ^.^))

      Sil
    3. Teşekkürler anlayışın için:)Belki inanmayacaksın ama rüyalarıma bile giriyor artık hikayenin bölümleri...Rüyada asıl Ada değil benim ama neyse:)) Japonca'ya gelince zor bir dil olduğunu biliyorum her şeyden önce 3 farklı alfabesi var ama merak ediyorum bakalım artık:)

      Sil
  9. bende kendimi Adanın yerine koyarak okuyorum zaten :)) umarım başarılı olursun japonca değerli bir dil :)

    YanıtlaSil
  10. Yessssss harika bitti :D Yeni bölüm isterizz :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu an tatil sürecindeyim aklıma bir şeyler gelsin yazmaya başlayacağım:)

      Sil
  11. yeni bölüm ne zaman ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu an hala yazmaktayım, bitince yayınlayacağım :)

      Sil
  12. Uuuu
    Super :D
    Birdahaki bolum en kisa zamanda gelsin lutfen *-* Yarına gelirmi ya da bu gece :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İmkanı yok, hafta içini beklemelisin :)

      Sil
  13. Tmm beklerim :))
    Cok ama cok guzel yazıyorsun ^-^

    YanıtlaSil
  14. çarşamba günü girebilirim anca umarım o zamana kadar yükleyebilirsin yoksa 2 hafta sonra okumak zorunda kalcam .çs.s.s.s.s.s.s

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah canım yetiştirmeye çalışacağım senin için ama söz vermiyorum :)

      Sil
  15. ya bölümler hızlı yüklensin lütfeen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabildiğince hızlı yazmaya çalışıyorum ama kısa zamanda yazmak demek bir şeylerin eksik olması demek...Yazacağım her bölümü düşünürken bir sonrakini de düşünmek zorundayım acaba nasıl bağlayabilirim diye o yüzden biraz bekletebilirim sizi :)

      Sil
  16. elimdeki bölümler bitti yeni bölümü merakla bekliyorum Ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, beğenmene sevindim ^^

      Sil
  17. Hadi artik lutfen yayinla yeni bolumu merak icindeyiz.......

    YanıtlaSil
  18. Hadi artik yayinla lutfen yeni bolumu merak ediyoruz..

    YanıtlaSil
  19. Yeni bölümlü yayınla artık nolur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni bölümü bitirdim yalnız düzenlemeleri daha bitmedi arada mantık hataları var düzenlenmesi gerek ve benim de gitmem gereken bir doğum günü var.Düzenleyip ancak yarına yetiştirebilirim:)

      Sil
  20. hadi ama 1 hafta oldu şu hale bak prof. takılın ya :D 25 eylül de girip bakıcam gelmiş olması lazım dedim üstelik akşam oldu gerçekten hayal kırıklığııı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapacak bir şey yok yarını beklemelisin:) Ayrıca hiçbir zaman profesyonel olduğumu iddia etmedim:)

      Sil
  21. neyse tamam ya beklentimin altında bi bloggermış yapacak bişey yok :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Standart bir anne lafı var bilir misin? Madem beğenmedin kalk kendin yap!Normalde sakin bir insanım ama her şey bir yere kadar...
      1.Beklentilerini karşılamak zorunda değilim bana maaş falan mı bağladın?!Ne bu tavırlar?!
      2.En başta biz bu konuda profesyonel olmadığımızı ve hiçbir edebi kaygımız bulunmadığını söyledik.Ne bekliyorsun sabah akşam oturup senin için yeni bölüm mü yazayım?Benim hayatımı benim yerime sen mi yaşayıp yapmam gereken sorumlulukları yerine getireceksin?Ben bu hikayeyi sırf eğlenmek için yazıyorum sana hizmet etmek için değil.
      3.Madem beklentilerin o kadar yüksek, kalkarsın kendi hikayeni kendin yazarsın.Bir hikayeyi yazmak kurgulamak ondan sonra ben bunu ilerleyen bölümlerde nasıl bağlayabilirim diye düşünmek o kadar kolay değil.Yazar değilim ben.Beğenmediysen beklentilerini karşılamıyorsa susarsın ve başka alternatifler ararsın bu kadar basit.Aaaa unutmadan anlayışın için çok teşekkürler! :)

      Sil
  22. Yarın mı geliyor u.u bekliyorum :3
    Umarım bu unlu oglan kwang ho sanırım .s guvenme diyen kızla iş birligi yapmamıştır .
    Aklıma hersey geliyor yine kandırıyor olmasın birde kızı tobest. Yok yok olmaz dimi . Iyi boyle ya sevgili olsun bunlar *-*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her yerden bir düşman çıkabilir.Bakalım benim kurbanım kim olacak :))

      Sil
  23. ay kalbim küt küt atıyor ya sanki ben yaşıyorum bunları... :)) 0_o çok heyecanlı

    YanıtlaSil
  24. yuppiiiiii çok güzel bölüm bir bölüm sonuydu:)))))))))))))))))

    YanıtlaSil

♥ Bu bölümü nasıl buldun?Peki fikrini bizimle paylaşmaya ne dersin? ^^ ♥

Tasarım:Sawako Kuronuma